|
Tweet | Tarih: 25-09-2023 20:07 |
Yarımada Talanını Durdur Koordinasyonu, "İzmir’in, Yarımadanın, Çeşme’nin yaşam alanlarının yok edilmesini hedefleyen bu projeye izin vermeyeceğiz"
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılması planlanan, “Çeşme Turizm Projesi”ne karşı Çeşme Cumhuriyet Meydanı'nda başlattıkları imza kampanyasını tamamlayan Yarımada Talanını Durdur Koordinasyonu bir basın açıklaması yaptı.
Basın açıklamasını koordinasyon adına Murat Parıltı yaptı. Murat Parıltı’nın yapmış olduğu açıklamasında şu sözlere yer verildi;
"Geçtiğimiz birkaç yıl içinde, koruma kaygısından çok alanın korunması gereken özel değerlerinin tahribatı ve yok olmasına yol açacak yapılaşma ve faaliyetlere izin verecek şekilde sit statülerinin düşürülmesine, planların değiştirilmesine tanık olduk. Tarihi, arkeolojik ve doğal sit tesciline sahip bu alanların yapılaşmaya açılması bütüncül koruma anlayışına sahip olunması gerekirken, bunun tamamen aksine davranıldığına tanık olduk. Bilinmeli ki, Yarımada”nın önemli bir bölümünü yapılaşmaya açacak olan bu proje ile İzmir kısa sürede büyük bir nüfus yoğunluğu ile karşılaşacak. Kentin kimliği ve kültürü yok olma tehlikesi ile karşılaşacak. Yapılması planlanan büyük ölçekli oteller, golf sahaları, marinalar ve alışveriş merkezleri ile şantiyeye dönüşecek olan Yarımada’nın mevcut turizm yapısı da, yaşam biçimi de tümüyle değişecek.
Kamunun kullanımına açık, devlete ait kıyıların, tapuda kaydı olmayan deniz alanlarının, adaların sermayeye tahsis edilmesi, şimdi bile zor yararlandığımız sahilleri bizlere tamamen kapatacaktır. İzmir’in günübirlik dinlenme ve deniz gereksinimini karşılayan bu alan tamamen soylulaştırılacaktır. Çevresel kaynaklara eşit ulaşım hakkını engelleyecek olan bu proje halkın tüm kesimlerine açık olmadığı için çevresel adaletsizliğin de kaynağı olacaktır. Proje kapsamında bölgeye turizm amaçlı geleceklerin dışında, bölgede istihdam edilecek kişiler ve onların ailelerinin hizmet gereksinimleri meselenin ayrı bir boyutudur. Gelenler hangi hastanede sağlık hizmeti alacak, çocukları nerede eğitilecek, itfaiye, güvenlik gibi hizmetler nasıl verilecektir? Yanıtı verilmemiş sorulardır.
Bunun için yaşam alanı savunucularının yanı sıra bilim insanları, meslek odaları, demokratik kitle örgütler, yerel yönetimler ve Bakanlığın atadığı Bilirkişi heyeti bile bu projenin HİÇ BİR KAMU YARARI OLMADIĞINA, ger dönüşü olmayan yola girilmemesi gerektiği sonucuna vardı. Yarımada'nın doğayı, yörenin ‘ yaşamını ve ekonomisin yıkıma uğratacak, halkı kendi topraklarından uzaklaştıracak, yabancılaştıracak, soylulaştırmaya neden olacak mega projelere ihtiyacı yok. Bizler Bakanlığın bölgenin biyolojik çeşitliliği, çevre ve yaşam değerleri, kültürel yapısına bakmadan sadece rant ve kârı gözeterek, yaşamın ve yaşayan tüm özneleri yok sayan bir pazarlama ve satış modeli oluşturup, alanı parsel parsel satma planına karşı mücadelemizi sürdürüyoruz, sürdüreceğiz.
Proje kamu yararı içermemektedir. Yarımada; arkeolojik sit, doğal sit alanları, orman, tarım alanları, sulak alanlar, koruma alanları, endemik türler, su kaynakları gibi ekolojik ve biyolojik çeşitliliği ile son derece özel bir bölge olduğu her ortamda vurguluyoruz. Projenin önünü açan son karar Danıştay’da 2'ye karşı 3 oyla alındı. Kararın iptali için Danıştay İdari Dava Daireler Kurulu’na 23 haziranda temyiz davamızı da açtık. Davayı yakından izliyoruz. Danıştay tarafından alınan kararın tamamen politik olduğunu biliyoruz. Geçen 2,5 yılda çok sayıda eylem ve etkinlikle, sayıları neredeyse 50’ye yaklaşan basın açıklaması, demeç, imza, dilekçe kampanyaları, mitinglerle konuyu hep gündemde tutmaya çalıştık. İzmir’in, Yarımadanın, Çeşme’nin yaşam alanlarının yok edilmesini hedefleyen bu projeye izin vermeyeceğiz. Bizler Çeşme Yarımada projesi ile iktidarın cari açığı kapatmasına izin vermeyeceğiz. Mücadeleyi, dayanışmayla büyüteceğimize inanıyoruz. Bu karara karşı, hukuk önünde gücümüzü, kitlesel tepkilerle büyütebileceğimize, birlikte başarabileceğimize inanıyoruz. 2 eylülden bu yana 22 gündür burada çadırımızdayız. Sizlerden 10 bine yakın imza topladık. Seslerimizi birleştirdiğimizde, güçlü olacağımıza, çoğalıp, başaracağımıza biliyoruz. Son sözümüz kamuya ait olan 166 milyon m2”lik bu alanın, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından satışa çıkartılmasının önünü açan kararı bilimsel dayanaktan uzak, yerelin taleplerine kulak vermeyen, şeffaf, katılımcı, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, yasal mevzuata, kamu ve doğa yararına aykırı buluyor, reddediyoruz"