|
Tweet |
Çeşme’de temiz ve güvenilir gıdaya ulaşmak isteyen küçük bir grubun attığı adım, zamanla yerel üreticiyi destekleyen ve kriz anlarında hızla organize olabilen güçlü bir sivil inisiyatife dönüştü. Alaçatı Gıda Topluluğu, aracıları ortadan kaldırarak üretici ile tüketici arasında doğrudan bir bağ kuran dayanışma temelli bir model oluşturdu.
Günümüzde büyük zincir marketlerin rafları arasında tüketicinin “ne yediğini bilmesi” giderek zorlaşırken, Alaçatı’da bir araya gelen çevreye duyarlı bir grup, doğa dostu üretim yapan küçük üreticilerle doğrudan temas kurmak amacıyla bu topluluğu oluşturdu. Sürecin zamanla sadece bir alışveriş ilişkisi olmaktan çıktığını belirten Serap Yeşilsakız, üreticilerle kurulan güven bağının ve üyeler arasındaki dayanışmanın topluluğu yaşayan bir yapıya dönüştürdüğünü ifade ediyor.
.jpeg)
Topluluğun en dikkat çeken uygulamalarından biri olan “Güvenli Gıda Durağı”, üreticinin emeğini koruyan ve tüketiciye planlı alışveriş imkânı sunan bir sistem üzerine kurulu. Ön sipariş modeliyle çalışan bu sistem sayesinde üreticiler hangi üründen ne kadar talep olduğunu önceden biliyor, böylece ürünlerin elde kalmasının önüne geçiliyor. Tüketiciler ise pazar pazar dolaşmak yerine siparişlerini kısa sürede teslim alarak alışverişlerini tamamlayabiliyor. Bu yöntem, gıda israfını daha üretim aşamasında azaltmayı hedefliyor.
Toplulukta şeffaflık ve güven temel ilkeler arasında yer alıyor. Öncelik yerel üreticilere verilse de, kriterleri karşılayan Türkiye’nin farklı bölgelerindeki üreticilerle de çalışılıyor. Özellikle kadın üreticilerin ve yerel kooperatiflerin desteklenmesi topluluğun öncelikleri arasında bulunuyor. Üreticilerin sertifika ve belgeleri incelenirken, mümkün oldukça üretim alanları ziyaret edilerek doğa dostu üretim koşulları yerinde görülüyor. Ayrıca plastik ambalaj yerine kâğıt ve bez kullanımı teşvik ediliyor.
.jpeg)
Alaçatı Gıda Topluluğu’nun dayanışma gücü özellikle kriz dönemlerinde ortaya çıktı. 6 Şubat depremlerinin ardından Hatay’daki üreticilerin ürünlerinin dalında kaldığını öğrenen topluluk, Buğday Derneği aracılığıyla bölgeden alınan 3 ton narenciyeyi hem üyelerle buluşturdu hem de ihtiyaç sahiplerine ulaştırdı. Benzer bir dayanışma refleksi Ege’de yaşanan orman yangınlarında da devreye girdi. Topluluk üyeleri kriz anlarında hızla organize olarak lojistikten bağış organizasyonuna kadar birçok alanda destek verdi.
Topluluk içinde israfın önlenmesi yalnızca tarlada değil mutfakta da önemseniyor. Üyeler arasında tarif paylaşımları, saklama önerileri ve fazla ürünlerin paylaşılması gıdaya duyulan saygının bir parçası olarak görülüyor. Geçtiğimiz yaz başlatılan “DolaptanDolaba” projesi ise kullanılmayan ancak sağlam ikinci el eşyaların paylaşımını sağlayarak sürdürülebilirliği gıda dışına da taşıdı. Bu stantlardan elde edilen gelirler her ay farklı bir sivil toplum kuruluşuna bağışlanıyor.

Alaçatı Gıda Topluluğu’nun gündeminde daha uzun vadeli projeler de bulunuyor. “Her Bahçeye Bir Sakız Ağacı” kampanyasıyla sakız ağacı, zeytin ve Çeşme mandalinası gibi bölgenin endemik türlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. Topluluk ayrıca bir “Sakız Korusu” oluşturmak için çalışmalarını sürdürüyor. Yerel ürünlerin ve geleneksel tariflerin arşivlenmesi ile işlenmiş gıdalardaki gizli tehlikeler üzerine yapılacak söyleşiler de planlanan projeler arasında yer alıyor.