escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...
SON DAKİKA

Bir Bayram Değil, Bir Direnişin Adı 14 Mart

facebook-paylas
 Tarih: 14-03-2026 11:43:46  -   Güncelleme: 14-03-2026 11:55:46

Bir Bayram Değil, Bir Direnişin Adı 14 Mart

Sultan II. Mahmut, yozlaşan Yeniçeri Ordusu'nu ortadan kaldırarak yeni bir ordu kurar. Bu yeni ordunun hekimlere ve cerrahlara ihtiyaçları vardır. 21 yaşındayken hekimbaşılık görevine taşınan Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi, 26 Aralık 1826'da II. Mahmut'a bir dilekçe ile başvurarak bir tıp okulu istediğini bildirir ve padişahtan onayı alır.

Bu onayla II. Mahmut döneminde, 14 Mart 1827'de Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi'nin sonsuza kadar Şehzadebaşı'ndaki Tulumbacıbaşı Konağı'nda “Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire” adıyla ilk modern tıp okulu kurulur.

Bu eğitimin verildiği gün (14 Mart 1827) Türkiye'de modern tıp eğitiminin başladığı gün olarak kabul edilir. Okulun kuruluş günü olan 14 Mart'ın “Tıp Bayramı” olarak kutlanır. Ancak ilk kutlama 1919 yılının 14 Mart'ında, işgal altında İstanbul'da gerçekleşiyor.

Tıp Bayramı aslında bir meslek günü olarak değil, bir yurt savunma hareketi olarak doğmuştur. Tıbbiye 3. sınıf öğrencisi Hikmet Efendi'nin (Tıbbiyeli Hikmet Boran) liderliğinde tıp okulu okulını protesto etmek için eğitimliler.

1919 yılının Mart ayında İstanbul'da Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane (nam-ı diğer Gülhane Askerî Tıp Akademisi) İngilizler tarafından işgal edildi. Tıbbiye ilkokulu kurtarmanın yollarını ararlar. İşgalcileri şüphelendirmeyecek bir yol bulmaları gerekmektedir. Bu nedenle topluca kuruluşun kuruluş yıldönümü olan 14 Mart'ı kutlamaya karar verirler. Ama asıl maksat işgali protesto etmektir.

Ve o gün Tıbbiyeli Hikmet Efendi önderliğinde büyük bir gösteri yapılır. Okulun iki kulesinden oluşan koca bir Türk bayrağı asılır. Bunu gören işgal kuvvetleri olaya doğrudan müdahale ediyorlar, bunların kararlılığını durdurmayı durduramıyorlar.

Tıbbiyelilerin temsilci olarak seçtikleri Tıbbiyeli Hikmet Efendi tutuklanmamak için İstanbul’dan ayrılır ve daha sonra Sivas Kongresi’ne Askerî Tıbbiye temsilcisi olarak katılır. Sivas Kongresi’nde yaptığı manda karşıtı konuşma ise tarihe geçer:
“Paşam, murahhası bulunduğum Tıbbiyeliler beni buraya istiklâl davamızı başarma yolundaki mesaiye katılmak üzere gönderdiler, mandayı kabul edemem. Eğer kabul edecek olanlar varsa, bunlar her kim olurlarsa olsunlar şiddetle reddeder ve kınarız. Farz-ı muhal manda fikrini siz kabul ederseniz sizi de reddeder, Mustafa Kemal’i vatan kurtarıcısı değil vatan batırıcısı olarak adlandırır ve tel’in ederiz.”

Bu sözleri Mustafa Kemal Paşa şu şekilde değerlendirir:
“Arkadaşlar, gençliğe bakın; Türk millî bünyesindeki asil kanın ifadesine dikkat edin! Gençler, vatanın bütün ümit ve istikbali size, genç nesillerin anlayış ve enerjisine bağlanmıştır.”

Ardından Hikmet Bey’e dönerek şöyle der:
“Evlat; müsterih ol. Gençlikle iftihar ediyorum ve gençliğe güveniyorum. Biz azınlıkta kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. Parolamız tektir ve değişmez: ‘YA İSTİKLÂL YA ÖLÜM!’”

Mustafa Kemal’in bu sözleri üzerine Hikmet Bey yerinden fırlayıp “Var ol Paşam!” diyerek Mustafa Kemal’in elini öper.

Hikmet Bey daha sonra Kurtuluş Savaşı’na katılır. Savaştan sonra genel cerrah olarak görev yapar. Aslen Balıkesir Savaştepe’lidir. Gazeteci ve sanatçı Orhan Boran’ın babasıdır.

Tıbbiyeli Hikmet meşaleyi yakmıştır. Ama o meşaleyi dünyaca ünlü başarılara taşıyan başka Türk hekimleri de vardır. Cumhuriyet’in ilk Sağlık Bakanı Dr. Refik Saydam, “Halkın sağlığını korumak devletin birinci vazifesidir” diyerek yola çıkmış, tifüs aşısını bulan ekibin başında yer almış ve Türkiye’nin kendi aşısını ürettiği Hıfzıssıhha Enstitüsü’nü kurmuştur.

Türkiye’nin ilk kadın doktoru Dr. Safiye Ali, eğitim almak için Almanya’ya gitmek zorunda kalmış, yurda döndüğünde “kadın doktor istemeyen” zihniyete rağmen mücadele etmiş ve anne-çocuk sağlığı alanında öncü çalışmalar yapmıştır.

Prof. Dr. Hulusi Behçet, 1937’de kendi adıyla anılan Behçet Hastalığı’nı tanımlayarak dünya tıp literatürüne giren ilk Türk bilim insanlarından biri olmuştur.

Dr. Mazhar Osman ise Türkiye’de modern psikiyatrinin kurucusu olarak kabul edilir; Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi denince akla gelen ilk isimdir.

Aslında bunun bir sebebi vardır. 14 Mart bir kutlama değil, bir protesto olarak doğmuştur. Çünkü tıp eğitimi sadece anatomi öğretmez; bir organizmanın nasıl ayakta kalacağını, hastalığın nasıl tedavi edileceğini öğretir. 1919’da İstanbul işgal altındayken İngiliz askerleri tıp fakültesine el koyduğunda öğrenciler şunu düşünmüştür:

“Bedenimiz sağlıklı olsa ne yazar, vatanımız hasta olduktan sonra?”

İşte bu yüzden Türkiye’de doktor demek aynı zamanda aydınlanmacı ve yurtsever demektir.

Nitekim 1919'da olduğu gibi, Türk hekimlerin ve sağlık çalışanlarının pandemi sürecinde ön cephede mücadele ettiği dönemler vardı. Günlerce evlerine gitmeden, ailelerden uzak kalarak, insan hayatını korumak için büyük bir fedakarlıkla çalışmışlardır. Ne yazık ki bu mücadelede pek çok hekim ve sağlık emekçisi görev başında hayatlarını kaybetmiştir. Salgın birleşimi beyaz önlükler adeta birer cephe üniformasına dönüşmüş, sağlık çalışanlarının insan hayatını kurtarmak için kendi hayatlarını ortaya çıkarıyor.

14 Mart Tıp Bayramı; “Anneler Günü”, “Babalar Günü”, “Sevgililer Günü” gibi dış kaynaklı, tüketim ekonomisini kalkındıracak uygunlanmış günlere uygun değildir.

14 Mart, Türk tabiplerinin 1919'da İstanbul'un İngiliz işgaline karşı özgürlük ve ayrılık mücadelesini başlattığı gruplar.

Bugün makam ve mevki sahibi olup yetki ve sorumluluk taşıyan doktorlarımıza methiyeler düzleniyorlar… Ama kuru kuru methiye yetmezliği!

Kaza olur Aman Doktor! 
Zehirlendiğinden Aman Doktor! 
İçtiğin su, aldığın hava kirlidir Aman Doktor! 
Hedefleri ateşlenir Aman Doktor! 
Annen, babanın kalp krizini geçiriyor Aman Doktor! 
Kilo alırsın, nefes alamazsın Aman Doktor! 
Psikolojin bozulur Aman Doktor! 
Virüs patlar Aman Doktor!

Aman Doktor! tamam da…

Her şey bozulan hasta yakını tarafından darp edilen, şiddet gören, fazla iş yükü altında ezilen, kötü harcamalarla çalışan, stres ve performans baskısı altında bırakılan sağlık emekçilerinin fiyatı kim savunacak?

Biz yine de verdikleri bu kutsal mücadeleden dolayı bu günü kutlayalım.

Fedakârca mesleğini icra eden sağlık emekçilerinin hak ettikleri şeyler çalışabilmeleri dileği ile 14 MART TIP BAYRAMI KUTLU OLSUN.

Pandemi sürecinin yerine getirilmesi yerine kaybedilen hekimlerimizi ve tüm sağlık emekçilerini rahmetle anıyorum.

Çünkü ki bir toplumun sağlığı, onu ayakta tutarak hekimlerin emeğiyle mümkündür.


  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER GÜNDEM Haberleri
  HABER ARŞİVİ
  HAVA DURUMU
  ANKET Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
  NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
  HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI