|
Tweet |
Sakız ağacı ve damla sakızı üreticisi Hasan Ege Tütüncüoğlu, Arkas Sanat Alaçatı’da, Medicana International İzmir Hastanesi sponsorluğunda düzenlenen “Yerelden Markaya: Sakız Tadında” başlıklı söyleşide, Çeşme’de sakız ağacının yeniden üretime kazandırılması sürecini ve “Sakız Ağacım” projesinin gelişimini anlattı. Söyleşinin moderatörlüğünü Banu Şen üstlendi.
“Pandemide Çeşme’de Sakızın İzini Sürmeye Başladık”
29 Ocak Perşembe günü gerçekleştirilen etkinlikte konuşan Tütüncüoğlu, pandemi döneminde Çeşme’de sakız üretiminin neden yok denecek kadar az olduğunu sorgulamaya başladıklarını söyledi. Ailesinin 200 yılı aşkın süredir Çeşme’de yaşadığını belirten Tütüncüoğlu, sakız kültürünü yakından bildiklerini ifade etti.
Sakız Adası’ndaki üretim modelini incelediklerini aktaran Tütüncüoğlu, “Yunanistan’da sakız, hâlâ 80–90 yaşındaki kadınların temizlediği; kozmetikten farmakolojiye kadar çok geniş bir alanda kullanılan büyük bir ekonomi. Buna karşın Çeşme’de bu potansiyelin yıllarca hayata geçirilemediğini gördük” dedi.
İlk Adım: Anaç Ağaçlar ve Yerel Bilgi
Araştırmalarının kendisini sakız üreticisi İbrahim Topal’a yönlendirdiğini anlatan Tütüncüoğlu, doku kültürü ve havai köklendirme yöntemleriyle sakız ağaçlarının çoğaltılabildiğini bu süreçte öğrendiklerini söyledi. Projenin temelini ise Çeşme’nin eski sakinlerinden Coşkun Vural’ın yıllar önce diktiği anaç sakız ağaçlarının oluşturduğunu belirtti.
Türkiye’de Sakız Ağacı Sayısı 1000’e Kadar Düşmüştü
Pandemi yılında ilk etapta 500 ağaçla deneme üretimi yaptıklarını aktaran Tütüncüoğlu, o dönemde Türkiye genelinde kayıtlı sakız ağacı sayısının yalnızca bin civarında olduğunu, buna karşılık Yunanistan’da yaklaşık 1,5 milyon sakız ağacı bulunduğunu vurguladı.
Üretimin kısa sürede hız kazandığını ifade eden Tütüncüoğlu, “İlk etapta 5 bin ağaç ürettik. Bugün geldiğimiz noktada 50 bin sakız ağacına ulaştık. Hedefimiz 100 bin” dedi.
En Büyük Sorun: Arazi Tahsisi
Sakız ağacı üretiminin önündeki en büyük engelin arazi tahsisi olduğunu belirten Tütüncüoğlu, binlerce fidanın hâlâ saksılarda beklediğini söyledi. Belediye ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile yapılan iş birliklerinin süreci bir ölçüde rahatlattığını ifade eden Tütüncüoğlu, önceki dönem Çeşme Belediye Başkanı Ekrem Oran ve mevcut Belediye Başkanı Lâl Denizli’nin projeye destek verdiğini kaydetti.
Çeşme Damla Sakızı Coğrafi İşaret Aldı
Projenin önemli aşamalarından birinin coğrafi işaret süreci olduğunu vurgulayan Tütüncüoğlu, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün başvurusu sayesinde Çeşme Damla Sakızı’nın coğrafi işaretli ürün haline geldiğini belirtti. Böylece Çeşme’nin iki coğrafi işaretli ürünü bulunduğunu hatırlattı: Çeşme Kavunu ve Çeşme Damla Sakızı.
Avrupa Birliği Süreci ve İlk İhracat
Avrupa Birliği nezdinde coğrafi işaret sürecinin devam ettiğini aktaran Tütüncüoğlu, Çeşme ve Sakız Adası’ndan elde edilen damla sakızlarının içerik analizlerinde yüzde 99,9 oranında benzerlik tespit edildiğini söyledi.
Çeşme damla sakızına yurt dışından yoğun talep olduğunu belirten Tütüncüoğlu, Malezya’nın Kuala Lumpur kentine yapılan 50 kilogramlık ihracatın, Çeşme damla sakızının kayıtlara geçen ilk ihracatı olduğunu açıkladı.
Bilimsel Araştırmalar ve Ar-Ge Çalışmaları
Çeşme damla sakızının bilimsel olarak da incelendiğini ifade eden Tütüncüoğlu, dört farklı üniversitede farmakoloji ve genetik alanlarında araştırmalar yürütüldüğünü söyledi. Kanser, mide rahatsızlıkları ve ilaç geliştirme alanlarında yapılan çalışmaların uluslararası bilimsel yayınlara dönüştüğünü belirtti.

Kozmetik ve İlaç Sektörüne Açılan Kapı
Damla sakızının yalnızca gıda değil, kozmetik ve farmakoloji alanlarında da büyük potansiyel taşıdığını vurgulayan Tütüncüoğlu, “Masticare” markasıyla diş macunu, krem ve bakım ürünleri geliştirdiklerini, bugüne kadar 2 binin üzerinde test ürünü üretildiğini aktardı.
Kooperatif ve Üretici Modeli
Üretimin yaygınlaşması için kooperatifleşmenin önemine dikkat çeken Tütüncüoğlu, Çeşme Sakız Üreticileri Derneği’nin kurulduğunu ve derneğe şu anda 17 aktif üreticinin üye olduğunu söyledi. Amaçlarının, doğru üretim ve temizleme süreçleri için ortak bir regülasyon oluşturmak olduğunu ifade etti.
Çevreye Duyarlı Bir Proje
Sakız ağacının su istemeyen, ilaçsız ve doğal yapısıyla iklim krizine uygun bir tür olduğuna dikkat çeken Tütüncüoğlu, yapılan ölçümlere göre bir sakız fidanının yılda yaklaşık yarım kilo karbon emdiğini ve 1,2 kilogram oksijen ürettiğini belirtti. Bu yönüyle projenin aynı zamanda bir çevre ve karbon ayak izi azaltma projesi niteliği taşıdığını söyledi.
“Bu Bir Yerel Marka Hikâyesi”
Konuşmasının sonunda Tütüncüoğlu, sakız ağacının yalnızca tarımsal değil; ekonomik, kültürel ve çevresel bir değer olduğuna vurgu yaparak,
“Çeşme’ye özgü bu değeri katma değerli ürünlere dönüştürerek, istihdam yaratan ve dünyaya açılan bir yerel marka hikâyesi yazmak istiyoruz” dedi.
(Çeşme’nin Sesi)
