|
Tweet |
ObjektifÇeşmeHaber/ Selma Artar
Çeşme Belediyesi’nin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında düzenlediği “Dönüştüren Hikâyeler” söyleşisi Aya Haralambos Kilisesi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli’nin moderatörlüğünü yaptığı etkinlikte, oyuncu, yazar, çiftçi ve yönetmen Ümmiye Koçak ile Germiyanlı sanatçı Nuran Erden yaşam öykülerini ve mücadele deneyimlerini paylaştı.
Programın açılışında konuşan Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, 8 Mart’ın kadınların hak mücadelesinin simgesi olduğunu vurguladı. Denizli, “Dünya Emekçi Kadınlar Günü, kendi hakları için ayağa kalkan kadınların ve tarihin akışını değiştiren kadınların öncülüğünde başlamıştır. Ne yazık ki bugün hâlâ dünyada ve Türkiye’de kadınların ikinci plana atıldığı bir gerçeklikle karşı karşıyayız” dedi. Kadına yönelik şiddetin yalnızca fiziksel değil, sözel ve psikolojik boyutlarıyla da toplumun önemli sorunlarından biri olduğunu belirten Denizli, kadın hakları mücadelesinin büyütülmesi gerektiğini ifade etti. Denizli konuşmasında İstanbul Sözleşmesi’ne de değinerek, “Bulunduğumuz her kürsüden ‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır’ demeye devam ediyoruz” diye konuştu.
.jpeg)
Ümmiye Koçak: “Hayallerin peşinden gitmek beleş”
Söyleşide ilk olarak söz alan oyuncu, yazar, çiftçi ve yönetmen Ümmiye Koçak, köyde başlayan yaşam mücadelesini ve sanat yolculuğunu anlattı. Adana’nın bir köyünde büyüdüğünü ve eğitim imkânlarının sınırlı olduğu bir ortamda yetiştiğini belirten Koçak, küçük yaşlardan itibaren yazmaya ilgi duyduğunu söyledi. Çocukluk yıllarında köydeki insanların mektuplarını okuyup yazdığını anlatan Koçak, bu süreçte insanların hayatlarına dokunmanın kendisine mutluluk verdiğini ifade etti.
Koçak, öğretmeninin verdiği bir kitabın hayatında önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, “O kitap bana hayallerin peşinden gitmenin beleş olduğunu öğretti. Diplomam olmasa da düşüncelerimi yazabileceğimi fark ettim ve 13 yaşında öyküler yazmaya başladım” dedi.
Mersin’in Arslanköy köyüne gelin geldikten sonra köy kadınlarının yaşam koşullarını yakından gözlemlediğini anlatan Koçak, kadınların çok çalışmasına rağmen seslerinin yeterince duyulmadığını fark ettiğini söyledi. Bu durumun kendisini harekete geçirdiğini belirten Koçak, 2001 yılında köy kadınlarının yaşamlarını anlatmak amacıyla Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu’nu kurduğunu ifade etti.
Topluluğun ilk oyununun Remzi Özçelik’in Taş Bademleri adlı eseri olduğunu belirten Koçak, daha sonra kadınların yaşadıklarından yola çıkarak Kadının Feryadı adlı oyunu sahnelediklerini söyledi. Kadınların kendi hikâyelerini sahneye taşımasının hem büyük ilgi gördüğünü hem de köy kadınlarına özgüven kazandırdığını ifade eden Koçak, tiyatro çalışmalarının zamanla ulusal ve uluslararası festivallere taşındığını belirtti.
Koçak ayrıca kadına yönelik şiddete dikkat çekmek amacıyla yazıp yönettiği Yün Bebek filmi hakkında da bilgi verdi. Tarımdan elde ettiği gelirle çektiği filmin 49. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde gala yaptığını söyleyen Koçak, New York Avrasya Film Festivali’nde “Sinemada En İyi Avrasyalı Kadın Sanatçı” ödülüne layık görüldüğünü ifade etti. Ancak asıl amacının ödül değil kadınların kendi güçlerinin farkına varması olduğunu belirten Koçak, kadınların birlikte hareket etmesinin önemine dikkat çekti.
.jpeg)
Nuran Erden: “Yaşarken hayata iziniz olsun”
Söyleşide söz alan Germiyanlı sanatçı Nuran Erden ise köyünde başlattığı sanat çalışmalarıyla Germiyan’ın dönüşüm hikâyesini anlattı. Köyün uzun yıllar yalnızca bir geçiş güzergâhı olduğunu belirten Erden, 2014 yılında arkadaşlarıyla birlikte köyde turizmi canlandırmak için çalışmalar başlattıklarını söyledi.
İlk olarak sandalyeleri boyayarak başladığını anlatan Erden, yaptığı çalışmaların başlangıçta eleştirildiğini ancak vazgeçmediğini ifade etti. Daha sonra köy duvarlarına resimler yapmaya başladığını söyleyen Erden, zamanla bu çalışmaların büyük ilgi gördüğünü ve Germiyan’ın renkli duvarlarıyla tanınan bir köye dönüştüğünü belirtti.
Sanatın yalnızca estetik değil aynı zamanda bir dönüşüm aracı olduğunu vurgulayan Erden, insanların hayallerinin peşinden gitmesi gerektiğini söyledi. Çiçek figürlerini sık kullanmasının nedenini ise “Çiçek evrensel bir dildir” sözleriyle anlattı.
Konuşmasında dayanışma, paylaşma ve çalışmanın önemine de değinen Erden, babasından öğrendiği “Yaşarken hayata iziniz olsun” sözünü hatırlatarak, insanların yaşadıkları çevreye değer katmasının önemine dikkat çekti.
Söyleşide her iki konuşmacı da özellikle genç kadınların toplumsal yaşamda, üretimde ve karar alma mekanizmalarında daha fazla yer alması gerektiğini vurguladı.
Programın sonunda Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, Ümmiye Koçak ve Nuran Erden’e adlarına yapılan sakız ağacı fidanı bağışı sertifikalarını takdim etti.
