|
Tweet |
Çeşme Belediyesi’nin Şubat ayı olağan meclis toplantısında, Alaçatı’da bulunan ve değeri 2,5 milyar TL olarak ifade edilen bir arazinin belediye iştiraki Alataş A.Ş.’ye devri görüşüldü. Söz konusu gündem maddesi, mecliste sert tartışmalara neden oldu.
Çeşme Belediyesi’nde 2,5 milyar TL’lik devir, Cumhur İttifakı grubu ile Belediye Başkanı Lal Denizli’yi karşı karşıya getirdi. MHP’li Grup Başkan Vekili Hakan Çalı’nın, “Siz 2,5 milyar değerinde, yani bizim bir yıllık bütçemiz olan yeri devrediyorsunuz” sözlerine tepki gösteren Denizli, “Şirket bizim şirketimiz. Değil fikir almak, size söz hakkı vermem bile büyük bir ödül” dedi. Belediye Başkanı Lal Denizli’nin mecliste muhalefet üyelerine yönelik sarf ettiği sözler, kamuoyunda ve Cumhur İttifakı kanadında tepki yarattı.
Mecliste tansiyonu yükselten “ödül” çıkışı
Meclis toplantısı sırasında Belediye Başkanı Lal Denizli ile MHP Grup Başkanvekili Av. Hakan Çalı arasında geçen diyaloglar gerilimi artırdı. Başkan Denizli’nin, muhalefetin eleştirilerine karşılık sarf ettiği şu ifadeler tartışmaların odağı oldu:
• “Size söz hakkı vermem büyük bir ödüldür.”
• “Size söz veriyorum, tahammül ediyorum; saçmalıyorsunuz.”
• “Cumhur İttifakı ilçe başkanları provokasyon yapıyor, rezilliklerini izliyoruz.”
• “Algı yönetimini seviyorsunuz. Algı yönetimi böyle bir şey değil. Algı yönetimi yapabilmek için aklınızın sağlam olması, iddia ettiğiniz şeylerin kesinliğinden emin olmanız ve belediye kanununu iyice okumanız, imar kanununu iyice öğrenmeniz gerekiyor.”
.jpeg)
MHP’den yazılı basın açıklaması
Mecliste yaşanan gerilimin ardından MHP Çeşme İlçe Başkanı Galip Uluçam yazılı bir basın bülteni yayımlayarak Belediye Başkanı’nın tutumunu eleştirdi. Uluçam, meclis üyelerine söz hakkı tanımanın bir “lütuf” değil, 5393 sayılı Belediye Kanunu ile güvence altına alınmış bir hak olduğunu vurguladı.
Uluçam’ın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“02 Şubat 2026 tarihli Çeşme Belediyesi Meclis Toplantısında, Belediye Başkanı tarafından sergilenen üslup ve sarf edilen ifadeler; demokrasi kültürü, meclis iradesi, hukukun üstünlüğü ve yerel yönetim ciddiyeti açısından kabul edilemez bir tabloyu bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Belediye Başkanı, MHP Belediye Meclis Grup Başkanvekilimiz Av. Hakan Çalı ile girdiği sözlü diyalog sırasında;
‘Size söz hakkı vermem büyük bir ödüldür’
‘Size söz veriyorum, tahammül ediyorum; saçmalıyorsunuz’
‘Rantın karşısında nasıl durduğumu biliyorum’
‘Belediye kaynaklarını daha iyiye kullanıyorum’
‘Cumhur İttifakı ilçe başkanları provokasyon yapıyor, rezilliklerini izliyoruz’
şeklinde; meclis adabıyla bağdaşmayan, saygı sınırlarını aşan ve muhalefeti doğrudan hedef alan ifadeler kullanmıştır.
Seçilmiş meclis üyelerine söz hakkını bir ‘lütuf’ gibi sunan, eleştiriyi ‘saçmalık’ olarak niteleyen bu yaklaşım; demokratik olgunluktan uzak, tahammülsüz ve eleştiriye kapalı bir yönetim anlayışının açık itirafıdır. Belediye Meclisi, kimsenin tahammül sınırlarını test edeceği bir alan değil; millet iradesinin temsil edildiği anayasal bir organdır.
Belediye Başkanı, 5393 sayılı Belediye Kanunu ile Belediye Çalışma Yönetmeliği’nin 11’inci maddesini okuduğu takdirde, meclis üyelerine tanınan söz hakkının bir ‘ödül’ değil, kanunla güvence altına alınmış açık bir ‘hak’ olduğunu görecektir. Meclis kürsüsü keyfiyet alanı değil; hukukun, kuralın ve millet iradesinin tecelligâhıdır.
Ancak mesele yalnızca kullanılan üslup da değildir. İki yıl olmuştur göreve geleli. Sürekli ‘şeffaf yönetim anlayışı’ndan ve ‘belediye kaynaklarını iyi kullandığından’ bahsedenlerin, Çeşme halkının şu sorularına açık ve net cevap vermesi gerekmektedir:
Son iki yılda satılan toplam belediye gayrimenkulü ne kadardır?
Hangi taşınmazlar, hangi bedellerle, kimlere satılmıştır?
Başlayıp bitirilen, Çeşme’ye kalıcı değer katan kaç proje vardır?
Törenlerle duyurulan ancak akıbeti belirsiz kalan işler neden sonuçlandırılamamıştır?
Yolların içler acısı hali ortadayken, altyapı ve asfalt için ayrılan bütçeler nerededir?
Neden Çeşme’nin sokakları hâlâ çukur, toz ve çamur içindedir?
Ortağı olunan belediye şirketlerinin mali durumu nedir?
Zarar eden şirketler neden kamuoyundan gizlenmektedir?
Her yağmurda göle dönen sokaklar neden iki yıldır çözülememektedir?
Kalıcı altyapı yatırımları neden hayata geçirilememiştir?
Maaşını zor ödeyebildiğiniz belediye personelinin durumu neden görmezden gelinmektedir?
Emekçinin alın teri neden plansızlığın ve kötü yönetimin bedeli haline getirilmiştir?
Mecliste muhalefete ‘tahammül ediyorum’ diyerek demokrasi dersi vermeye kalkışanların, iki yılın sonunda Çeşme’ye ne bıraktığı ortadadır.
Satılan arsalar vardır, bitirilen projeler yoktur.
Yollar köstebek yuvası, sokaklar her yağmurda göl, belediye şirketleri belirsizlik içinde, personel geçim derdindeyken; hâlâ ‘kaynakları iyi kullanıyoruz’ demek Çeşme halkının aklıyla alay etmektir.
Cumhur İttifakı belediyelerinin nasıl çalıştığını görmek isteyenler için uzağa gitmeye gerek yoktur. Aliağa ve Menemen, planlı hizmetin ve kaynakları doğru kullanmanın örnekleri olarak yanı başımızdadır. Lafla yönetmekle işle yönetmek arasındaki fark ortadadır.
Şeffaflık; kürsüden sarf edilen süslü cümlelerle değil, rakamlarla, belgelerle ve somut icraatla olur.
Sonuç olarak; meclis iradesine, demokrasiye ve Çeşme halkının menfaatlerine sahip çıkarak duruş sergileyen Cumhur İttifakı Belediye Meclis Üyelerimize ve yapılan oylamaya katılmayarak tepkilerini ortaya koyan meclis üyelerine teşekkür ediyoruz. Bu tavır; kişisel değil, ilkesel; günü kurtarmaya değil, Çeşme’nin geleceğini korumaya yönelik bir duruştur.
Cumhur İttifakı olarak;
rantın değil halkın,
suskunluğun değil hesap soran siyasetin,
tehditkâr üslubun değil demokrasinin yanında durmaya devam edeceğiz.
Çeşme’nin geleceği masa başında satılamaz.
Meclis susturulamaz.
Muhalefet tehdit edilemez.
Çeşme sahipsiz değildir.
Kamuoyuna sevgi ve saygılarımla.”