|
Tweet |
Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 81 ile gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” temalı etkinlik genelgesi, Çeşme’de sivil toplum kuruluşlarının sert tepkisine neden oldu. Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan STK temsilcileri, eğitimin laik ve bilimsel niteliğinin korunması çağrısında bulundu.
Çeşme’de faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları, bugün saat 14.00’te Çeşme Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya gelerek ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, MEB’in yeni uygulamalarının anayasal ilkelere, laiklik ilkesine ve pedagojik esaslara aykırı olduğu savunuldu.
.jpeg)
“Eğitim Birliği ve Laiklikten Taviz Verilemez”
STK’lar adına açıklamayı DİSK Emekli-Sen Çeşme Temsilcisi İbrahim Tuz yaptı. Tuz, konuşmasında Anayasa’nın değiştirilemez maddelerine ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu’na dikkat çekti. Okullarda dinî içerikli etkinliklerin özellikle küçük yaştaki çocukların gelişimi üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini belirten Tuz, son dönemde devlet okullarında çocukların camilere götürülmesi, okul bahçelerinde dinî içerikli etkinlikler kapsamında çadır kurulması ve iftar sofraları organize edilmesi gibi uygulamaların kamuoyunda kaygı yarattığını ifade etti.
“Anayasal Çerçeve Laik ve Bilimsel Eğitimi Zorunlu Kılar”
Tuz, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinin devleti laik bir hukuk devleti olarak tanımladığını, 24. maddesinin din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına aldığını ve 42. maddesinin eğitimin çağdaş bilim esaslarına göre yürütülmesini hükme bağladığını hatırlattı.
Cumhuriyet’in temel devrim yasalarından biri olan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim birliğinin sağlandığını belirten Tuz, kamusal eğitimin laik ve bilimsel temelde yürütülmesinin anayasal bir zorunluluk olduğunu vurguladı.
“Çocukların Üstün Yararı Esas Alınmalı”
Özellikle ana sınıfı ve ilkokul birinci sınıf düzeyindeki çocukların bilişsel ve duygusal gelişim süreçlerine dikkat çeken Tuz, bu yaş grubundaki çocukların soyut kavramları ayırt etme ve eleştirel süzgeç geliştirme açısından henüz gelişim aşamasında olduğunu ifade etti.
Okul ortamında gerçekleştirilen dinî içerikli uygulamaların, farklı inançlara sahip ya da herhangi bir inanç pratiği içinde yetişmeyen çocuklarda dışlanmışlık, suçluluk ve uyum baskısı gibi duygusal etkiler yaratma riski taşıdığını savunan Tuz, “Çocukların üstün yararı ilkesi her türlü uygulamanın üzerinde tutulmalıdır” dedi.

“Laik Eğitimi Birlikte Savunuyoruz”
Basın açıklaması “Laikliği savunmak suç değildir. Laik eğitimi birlikte savunuyoruz. Çocuklarımızın ruh sağlığını, pedagojik gelişimini ve eşit eğitim hakkını savunuyoruz. Anayasal düzeni ve Cumhuriyet’in değerlerini savunuyoruz. Karanlığa teslim olmayacağız.” sözleri ile son buldu.
Açıklama sırasında sık sık “Türkiye laiktir, laik kalacak” sloganları atıldı.
Basın açıklamasının ardından STK temsilcileri, ilçedeki okulların önüne giderek velileri bilgilendirmek amacıyla broşür dağıttı.
STK’lar, laik ve çağdaş eğitim mücadelesine kararlılıkla devam edeceklerini vurguladı.
.jpeg)