|
Tweet |
Çeşme Belediye Meclisi son toplantısı, İzmir genelinde yoğun gündem oldu ve olmaya devam ediyor. Bu toplantıda Belediyeye ait 2,5 milyar değerindeki arsanın Belediye iştiraki olan Alataş’a devri üzerinden Mecliste tartışmalar yaşanmıştı. Ayrıca yine belediyeye ait olan altı arsanın satışı oylanmıştı.
Bu arsanın şirkete devrine karşı çıkan MHP’li meclis üyelerinin itiraz ve önerilerine tepki gösteren Belediye Başkanı Lal Denizli’nin “bırakın sizden öneri almayı, size söz hakkı vermem bile ödül” demesi, çok dikkat çekiciydi.
Doğal olarak da başta MHP ve AKP’li siyasetçiler olmak üzere tarafsız gazetecilerin de eleştiri okları, Denizli’ye yöneldi. Bu kaçınılmazdı, çünkü hangi partiden olursa olsun belediye meclis üyesinin söz hakkı, ödül ya da lütuf değil, yasal haktır. Meclisin anlamı budur zaten. Söz hakkı olmayan bir meclisin demokrasi açısından hiçbir önemi ve işlevi yoktur.
Zaten Belediye Başkanı tarafından dile getirilen bu ifadeye, CHP’li hiçbir yönetici sahip çıkmadı. Ne il ve ilçe yönetimi, ne bir milletvekili ne de Genel Merkez sözcüleri.
Gündemde bu demokrasi karşıtı tutum ağırlık kazanınca, esas tartışma konusu ya da bu söze neden olan konu, geri planda kalmış oldu. Oysa esas tartışılması gereken konu oydu. Yani 2,5 milyar değerindeki sahil arsasının Alataş’a devri.
Tabi ki, demokrasi karşıtı yönetim anlayışı eleştirilmeli ama diğer esas konu gölgede kalmamalı. Bu tartışmaya feda edilememeli.
Belediyelerin şirket kurmaları, neo liberal politikaların sonucu gündeme gelmişti. Bu şirketler aracılığıyla personel alımı ve bazı ihalelerin gerçekleştirilmesi, ucuz işgücü ve kamu denetimini zayıflatmaya yönelikti.
Bu devir ile ilgili olarak, Başkan Denizli’nin, şirketler Sayıştay denetiminde, size ne oluyor sözleri, çok gerçeği yansıtmıyor. Eğer Sayıştay denetimi işleseydi ve yaptırımı olsaydı, Altaş'ın bütün yöneticileri, belediye başkanı ile birlikte ağır cezada yargılanırdı.
İlgili herkesin bildiği ama kamuoyunun belki yeterince bilmediği birkaç örnek verelim.
Belediye milyarlık şirket Port Alaçatı’da Alataş ile temsil ediliyor. Ve bu alanda hazine ve belediye mülkleri sürekli piyasa değeri altında elden çıkarılıyor ama kimse bunun hesabını vermiyor. Çünkü hesap soran yok.
Bunlar dedikodu değil, kayıtlı bilgiler. Bir kısmı Youtube’da var, bir kısmı mahkeme kayıtlarında şirket yöneticileri tarafından dile getirilmiş olaylar.
Önceki dönemlerde Alataş’ın yönetim kurulu başkanlığını Belediye Başkanı yürütüyordu. Kendisi yönetim kurulu başkanı, eşi de sanırım Port’un muhasebe müdürü idi ve oğlu da orada sörf okulu işletiyor ve bir süre Belediyeye ait villaların birinde kalıyordu.
Bu dönemde Belediyeye ait iki villa toplam 600 bin TL ye satılmıştı. Meclis üyesi Fatma Esen Kabadayı, “neden sattınız, parayı nerede kullandınız” diye sorunca, Belediye Başkanı da “sattım bütçeye kattım” demişti. Ama bu villaların piyasa fiyatı olabilir mi diye tartışma yapılmamıştı.
Yine Alataş marifetiyle Port Marina ve plajı kiraya verilmişti ama bunun ihale şekli ve koşulları hiç gündemde yer almamıştı. Plajı o zaman Tunceli Milletvekili Gürsel Erol’un (oğlunun şirketi de olabilir, çünkü bazı siyasetçiler bu yola başvuruyor) aldığı rakam da bir hayli gülünçtü. Nitekim üç dört ay sonra Tunceli Milletvekili plajı en az dört katı fiyata başkasına devretmişti. Yani kiraya alan kiraya veriyor. Aradaki farkı kimse sormadı.
Yine aynı dönemden örnek ile devam edelim. Bu örnek Belediyeye ait bir otelin kira ihalesi. Bir gazeteci videoya da almış zaten. Port Otel, Port Alaçatı alanında bir belediye mülkü. 18 odalı lüks bir otel. On yıllığına kiraya veriliyor.
2016 yılında bu otel, 320 bin TL’ye ihaleye çıkıyor. Tek şirket ihaleye giriyor ve bin lira artırarak, on yıllığına bu oteli, yıllık 321 bin TL’den kiralıyor. Tesadüfe bakın ki, bu ihaleyi alan şirketin sahipleri de Port Alaçatı’nın yöneticileri. Ve zaten ihale salonunda başka kimse de yok. Yine de Belediye Başkanı kurallara uyup, itirazı olan var mı diye soruyor.
Bu işi daha yakından bilen bir arkadaş, “işte belediyenin oteli var, işletse ya” dedikten sonra, şimdiki kirasını bilmiyorum ama sanırım Port’taki üç artı bir dairenin yıllık kirası kadardır diye tahminde bulunuyor. Yaklaşık beş altı ay sonra on yıllık kira süresi bitiyor. Bakalım bu defa kimler alacak?
Alataş’a devredilen ve Alataş tarafından yönetilen Belediye mallarının durumu ile ilgili sonuçlara bazı örnekler vermeye çalıştık. Bitti mi hayır. Biter mi? Çok bereketli benim memleketimin parselleri.
Devam edeceğiz.