beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...
SON DAKİKA

KİRALIK SOSYAL KONUT PROJESİ VE ÇEŞME

 Tarih: 22-01-2026 14:48:00
ENGİN ÖNEN

Geçen gün Çeşme Belediyesi tarafından düzenlenen “Kiralık Sosyal Konut Projesi Sempozyumu”nun bir bölümünü izleme fırsatı buldum. Sempozyumun diğer bölümündeki konuşmacıların görüş ve açıklamalarının bir bölümünü de Selma Artar arkadaşımızın yaptığı haberlerden izlemeye çalıştım.

Şimdi bu bilgilere ve gözlemlere dayanarak bu proje hakkında bir değerlendirme yapmaya çalışacağım. 

Sempozyumda çeşitli disiplinler açısından değerlendirmeler yapıldı. Şehir plancılığı, mimari, siyaset bilimi vs. Doğrusu da budur. Kiralık konu sorununun nedenleri konusunda da önemli tespitler vardı. 

Konu edinme ve kiralama özellikle metropollerde ve kıyı kentlerinde bir hayli zorlaşmıştır. Bilhassa bu alanlarda oluşan konut piyasasının rant kapasitesi çok hızlı artış göstermiştir. Özel olarak devlet ve belli ölçüde belediyeler barınma ve konut sorununa eskisi kadar eğilmemişlerdir. 

Arsa üretme sorunu ve inşaat maliyetlerinin artışı nedeniyle belediyeler eskisi kadar toplu konut projelerinde öncülük yapmaz hale gelmişlerdir. Bundan 35-40 yıl öncesinde İzmir, Ankara ve Çeşme’de de çeşitli toplu konut projeleri hayata geçirilmiştir. Alaçatı’da Petek Evleri, Çeşme’de Belkent bu örnekler arasındadır. Son dönemlerde TOKİ tarafından Reisdere’de yapılan toplu konutlar ise son örnektir. 

Şimdi Kiralık Sosyal Konut Projesi’nin gerçekleştirilmesi planlanan arsa ise uzun zamandır, Toplu Konut Kooperatifi projesi için tutulmuş ama belediye yönetimlerinin çeşitli nedenlerle sürekli erteledikleri bir girişim sonucunda, şimdi bu yeni proje alanı olarak değerlendirilecektir. 

Çeşme’de konut ve barınma sorununu aşan bir inşaat faaliyeti söz konusudur. Onun için Çeşme’nin sosyal ve siyasal dinamiklerini de dikkate almak lazım. Sempozyumdaki konuşmacılar barınma sorunu ve kira fiyatlarının artışı konusunda genel bilgiler verdiler. Yine kiralık sosyal konut hakkında da doğal olarak Avrupa’dan örneklerine değindiler. 

Ancak genelin bilgisi kadar bu tür projelerin, sosyolojik fizibiletisinde, yerelin bilgisi de önemlidir. Muhtemelen proje hazırlık safhasında bunlar ele alınmıştır. 

Çeşme ve Bodrum örneklerinde sıkça söz edilen konulardan biri, bu yerlerin öğretmen, polis, doktor ve çeşitli memurlar için sürgün yerlerine dönüşmesidir. Evet, gerçekten öyledir. Çünkü bu türden yerlerde başta kira ve konut fiyatları olmak üzere hayat diğer yerlerden daha pahalıdır. 

Torbalı’da, Bayındır’da 4-5 milyon liraya rahatlıkla alınabilecek bir dairenin Çeşme’deki fiyatı 12-13 milyondan başlar, konumuna göre bu fiyat daha da artar. Yine kira olayında da aynı fark ortaya çıkar. 

Peki neden? Çünkü Çeşme ve Bodrum gibi yerlerin aldığı göç türleri ve buralardan konut talep eden kesimler farklıdır. Şimdi biraz bunlardan söz edelim. 

1- Çeşme gibi kıyı yerleşimleri son dönemlerde önemli ölçüde emekli göçü almaktadır. Bu hem Çeşmelilerin emekli olunca geri dönüşünü içerir hem de kentli orta sınıfların emekli hayatı için buraları tercih etmesini. 

2- Turizm yatırımları ile dışarıdan belli ölçüde personel göçü alan Çeşme, son dönemlerde özellikle inşaat sektörüne yönelik ciddi göç almıştır. Yazlıklar ve otellerle başlayan inşaat, tamirat, tadilat işleri nedeniyle önce mevsimlik olan göçler daha sonra yerleşik hale gelmiştir. Bunların büyük bölümü Reisdere, Ovacık ve Germiyan gibi kırsal bölgeleri tercih etmişler ve buralarda epeyce kaçak yapı stokuna da yol açmışlardır. 

3- Diğer önemli bir nüfus hareketliliği özellikle Alaçatı merkezli yaşanmıştır. Özellikle İstanbullu (ve diğer metropollerden) yeni orta sınıfların, çok yerli hibrityaşam olarak da tarif edilen tercihleri sonucunda, sahip olduğu mimari ve tarihi özellikler nedeniyle Alaçatı ilgi odağı olmuş ve kısa süre içerisinde sosylulaştırmasüreciyle yerli halkı dışa atarak, yeni bir yapıya kavuşmuştur. Alaçatı bu dönüşüm sonrası yaşam alanı değil, ticari alan haline gelmiştir. 

4- Tarımdan turizme geçiş aşamasında, Alaçatı’da yerel yönetim öncülüğünde gündeme getirilen Port Alaçatı Projesi de, yerel kalkınma amaçlı olarak yola çıkmış, bu amaçla kamulaştırmalar yapılmış ve ciddi miktarda hazine arazileri bağışlanmış ve sonuçta elit gettosuna dönüşen ve her bir villanın 4-5 milyon Euro değere kavuştuğu bir yerleşim olmuştur. Belediyenin iyi yönetmediği, tamamen sermayenin kontrolüne giren bu alanda yerli halktan belki iki üç kişi bahçıvan veya güvenlikçi olarak iş bulabilmiştir. 

5- Bunun devamı ve çok daha büyük ölçekli olarak düşünülen Çeşme Projesi ise, bölgedeki hazine arazilerini projelendirmek suretiyle otel ve rezidanslar kurmak amacıyla özelleştirmeyi hedefleyen bir projeydi. Mahkeme tarafından kamu yararı taşımamakta ve bölgede telafisi imkansız zararlara yol açabilir gerekçesi ile durdurulmuş olan bu proje, halen Bakanlık ve Belediyeler işbirliği ile projede inşaat yoğunluğu düşürülerek tekrar gündeme taşınmaktadır.

6- Çeşme özeline yönelik son bir göç ve inşaat dalgası ise, koylarda her geçen gün sayıları artan lüks konut furyasıdır. Çoğu koruma altındaki koylarda yoğunlaşan rezidans akımı, turizm imarı ayrıcalıkları ile yola çıkıp, inşaat aşamasında, ticari alana ve lüks konutlara dönüşmektedir. Hatta bazı otel firmaları da binalarının bir kısmını rezidanslara dönüştürerek daha fazla rant elde etmektedir. 

7- Bu ve benzeri süreçler nedeniyle bugün Çeşme’nin turizm kenti mi yoksa inşaat kenti mi olduğu epey tartışmaya müsait bir konudur. İrili ufaklı inşaat firmalarının Çeşme’de mesken tutması bu konut talebinin hızla yükselişi sonucudur. Çeşme’de bir süredir en karlı ve kısa sürede para kazandıran sektör inşaat sektördür. İnşaat firmaları, inşaat malzemeleri satış dükkanları, mimarlık ofisleri, emlakçı ofisleri bakımından Çeşme bölgenin merkezi haline gelmiştir. 

8- Doğal olarak bu eğilimlerin sonucunda inşaat sektörü ile ilgili ciddi bir göç almaktadır Çeşme. Bu da konut ve barınma sorununu giderek artırmaktadır. Yani Proje sunumundaki gibi kiralık konut sorunu buraya tayin edilen memurların sorununun çok ötesinde bir yaygınlık taşımaktadır. Hele hele Çeşme Projesi, mahkeme kararına rağmen, Bakanlık ve Belediyelerin işbirliği ile tekrar gündeme gelirse, Çeşme’ye göç, bu alanın konut ve insan kapasitesinin çok üzerine çıkacaktır. 

 

Sempozyumun sonunda değerlendirme konuşması yapan hocamız Ruşen Keleş, barınma hakkı olarak konut sorununu piyasa çözemez. Kamucu müdahale şart demiş. Çok haklı tabi ki, piyasa sorunu çözmeyi bırakın sorunun derinleşmesine neden oluyor. 

Ne yazık ki yerel yönetimler de, inşaat piyasasının etkisinde, neo liberal politikalar izleyerek bu sorunun kalıcılaşmasına katkı yapıyor. Turizm imarı ile başlayan inşaatlara rezidansadönüşme fırsatı, belediye tarafından sağlanıyor. Belediye kendi sattığı kıyı bandındaki arsalara bile, kıyı kanununa aykırı bir şekilde, turizm hilesi ile çok katlı yapı ruhsatları vermektedir. Ayrıca adrese teslim bazı geniş alanların imara açılması örneklerinde de gördüğümüz gibi, bu arazilerin bazı inşaat ve sermayeye geçmiş mülkler olması da bu neo liberal politikaların ürünü. Büyükşehir Belediye Başkanı bu durumu, Bakanlığın baskısına dayanamadık şeklinde açıkladı örneğin.

Ruşen hocamız, bir belediye elinde ne kadar arsa bulunduruyorsa, imar planında o kadar başarılı olur diye eklemiş. Çeşme’de durum bu değil ne yazık ki, Port Alaçatı örneği ile başlayan ve günümüze kadar devam eden uygulamalar, sürekli olarak belediyenin elindeki arsaların azalması ve sermayenin kontrolünün artması şeklinde olmuştur. 

Bir süredir çeşitli nedenlerle Belediyenin sürekli arsa satış kararlarını da buna ekleyebiliriz. 

Kiralık Sosyal Konut Projesi bir ilk olacak. Konut kooperatifi yerine kiralık konut projesi daha doğru bir yaklaşım. Çünkü mülke dayalı kooperatiflerdeki konutların önemli bir bölümü kısa sürede ticarileşmekte, kiraya verilmekte veya satılmaktadır. 

Ancak Kiralık Sosyal Konut Projesi, kamucu bir yaklaşımı gerektirir. Sermaye gruplarının talepleri doğrultusunda kararlar alma alışkanlığı edinmiş bir belediye, bu projeyi sürdürmekte zorlanabilir. 

İnşaat rantının bu kadar yüksek olduğu bir yer, bu sektöre bağlı göç almaya devam edecektir ve sermayenin karlılığı için gerekli olan bu işgücü göçü, belediyeler için ek maliyete neden olacaktır. Çeşme inşaat bakımından bu cazibesini korudukça yeni göç dalgalarının sadece yeni orta sınıflarla sınırlı kalmayacaktır.

Kiralık Sosyal Konut Projesi çeşitli açılardan isabetli bir başlangıç. Göreli olarak küçük ve sosyal konutlar şeklinde olması, yatay mimari şeklinde planlanması vs bakımından iyi düşünülmüş yönleri var. Finansmanın belediye tarafından sağlanacağı ifade edildi ama bu da yeni arsa satışları anlamına gelebilir. 

Proje ekibinin iyi hazırlanması kadar, belediyenin de paradigma değişikliğine de ihtiyaç var. Çünkü Çeşme’de belediyecilik yukarıda örneklerini verdiğimiz gibi, kent yönetimi açısından neo liberalizmin doruğu haline gelmiştir. 

Kapitalist ülkelerde sosyal devlet anlayışına uygun olarak hayata geçirilen kiralık sosyal konut projesinin Çeşme gibi bir yerde başarılırsa, diğer kentlere örnek olma kapasitesi bir hayli yüksek olacaktır.

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI