escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...
SON DAKİKA

Çeşme Otobanı ve Kamusal Hafızamız Yol Kimin, Memleket Kimin?

 Tarih: 12-02-2026 11:02:00
ESEN GÖKTOĞAN

Benim de üyesi olduğum Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi, geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen Cumhuriyetçiler Kurultayı’nda, ülkenin içine sürüklendiği siyasal ve ekonomik çıkmazlara karşı bir Kurtuluş Programı ilan etti. Bu program, yalnızca bir niyet beyanı değil; cumhuriyetin kuruluş değerlerinden beslenen, kamuyu, halkı ve eşit yurttaşlığı merkeze alan açık bir mücadele hattıdır.

Bugün Çeşme Otobanı’nın özelleştirilmesi tartışması, bu hattın neden hayati olduğunu somut biçimde gözler önüne sermektedir.

Sormamız gereken soru basittir:

Yollar kimin için yapılır? Halk için mi, sermaye için mi?

Cumhuriyetin kurucu aklı, ulaşımı bir “kâr alanı” olarak değil, kamusal bir hak olarak ele almıştır. Yol; üretimin, eğitimin, sağlığın, sosyal yaşamın dolaşım damarlarından biridir. Bir yolu özelleştirdiğinizde yalnızca asfaltı devretmezsiniz; erişim hakkını, eşitliği ve kamusal denetimi de devretmiş olursunuz.

Çeşme Otobanı’nın özelleştirilmesi; bölge halkının ulaşım hakkının kısıtlanması, yerel yaşamın şirket tarifelerine mahkûm edilmesi ve kamu kaynaklarının uzun yıllar boyunca özel sermayeye aktarılması demektir. Ancak mesele bundan ibaret değildir.

Ulaşım hakkının kısıtlanması, Çeşme’de yaşamın tüm dengelerini doğrudan etkiler. Bugün Çeşme’de ciddi bir konut sorunu vardır. Öğretmenler, doktorlar ve diğer kamu emekçileri, burada kiralık konut bulamadıkları ya da mevcut kira bedellerini karşılayamadıkları için İzmir’den Çeşme’ye her gün gidip gelerek görev yapmak zorunda kalmaktadır. Otoban ücretlerinin artması, bu emekçilerin Çeşme’de çalışmasını fiilen imkânsız hale getirecek; eğitim ve sağlık hizmetlerinin sürekliliğini doğrudan tehdit edecektir.

Aynı şekilde, Çeşme’de yaşayan birçok aile, çocuklarının daha nitelikli eğitim alabilmesi için İzmir’e her gün servislerle taşınan öğrenciler göndermektedir. Ulaşım maliyetlerinin şirket kârı doğrultusunda belirlenmesi, bu çocukların eğitim hakkını da sınırlayacak; aileler için eğitim, ulaşım bedellerine bağlı bir ayrıcalığa dönüştürülecektir.

Oysa barınma, eğitim ve sağlık, cumhuriyetin yurttaşlara tanıdığı temel kamusal haklardır. Bu haklar, dolaylı yollarla da olsa, piyasa koşullarına teslim edilemez. Çeşme Otobanı’nın özelleştirilmesi, yalnızca bir yolun değil; bu hakların bütünlüklü biçimde aşındırılması anlamına gelmektedir.

Cumhuriyetçiler Kurultayı’nda ilan edilen Kurtuluş Programı bu konuda son derece nettir:

Kamusal hizmetler piyasanın insafına bırakılamaz.

Stratejik altyapılar özel çıkarların değil, halkın denetiminde olmalıdır.

Devlet, şirketlerin garantörü değil; yurttaşın haklarının koruyucusu olmak zorundadır.

Ancak bugün yap-işlet-devret modelleriyle, geçiş garantileriyle, döviz üzerinden verilen sözlerle kamunun sırtına bindirilen ağır yükler görüyoruz. Halkın vergileriyle yapılan yollar, yine halka ücretli hale getirilmekte; yurttaşlar iki kez ödeme yapmak zorunda bırakılmaktadır.

Kurtuluş Programı’nın savunduğu bağımsızlık anlayışı, yalnızca dış politikaya indirgenemez. Ekonomide, altyapıda ve kamusal yaşamın her alanında geçerlidir. Kendi yolunun ücretini belirleyemeyen, kamusal yararı gözetemeyen bir ülkenin gerçek anlamda bağımsızlığından söz edilemez.

Üstelik mesele yalnızca Çeşme değildir.

Bugün otobanlar, yarın su kaynakları, ardından kıyılar ve kentler…

Özelleştirme, tekil bir uygulama değil; bir yönetim anlayışı haline getirilmiştir.

Bu nedenle Çeşme Otobanı meselesi, yerel bir altyapı tartışması değil; cumhuriyetçi bir duruşun sınandığı bir eşiktir.

Cumhuriyet; yalnızca sandık değildir.

Cumhuriyet; yalnızca bir yönetim biçimi değildir.

Cumhuriyet, kamunun korunması, eşit yurttaşlık ve toplumsal dayanışma demektir.

Ve biz, cumhuriyetin kuruluş değerlerine inanan cumhuriyetçiler olarak; halkın ortak varlıklarını sermayeye devredenlerin, kamuyu bilinçli biçimde tasfiye edenlerin ve bu ülkenin geleceğini ipotek altına alanların tarih önünde de, halk önünde de hesabını sormaya ve mücadelesini vermeye devam edeceğiz.

Bu yol halkındır.

Bu memleket halkındır.

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI