beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...
SON DAKİKA

Karlı Sokak’tan Sonsuzluğa 33 Yıl

 Tarih: 24-01-2026 22:57:00
SELMA ARTAR

1993’ün o karlı pazar sabahında, Karlı Sokak’ta patlayan yalnızca bir bomba değildi; halkın haber alma hakkı, laik Cumhuriyetin kalesi ve bir ülkenin vicdanı hedef alınmıştı. Uğur Mumcu’yu katledilişinin 33. yılında hâlâ aynı sızı ve artan bir özlemle anıyoruz. Çünkü o, yalnızca bir gazeteci değil; bir “inanç, onur ve erdem anıtı”ydı.

 

Bugünün teknoloji ve hız çağında, doğruluğu teyit edilmemiş bilgilerin saniyeler içinde infiale dönüştüğü bir dünyada Mumcu’nun titizliği bir kutup yıldızı gibi parlıyor. O, bir iddiayı ortaya atmadan önce belgelerin tozunu yutar, bağlantıları iğneyle kuyu kazar gibi ortaya çıkarırdı.

Araştırmacı ve aydın kimliğiyle sadece yaşadığı günü değil, geleceği de bir kâhin gibi okuması onu farklı kılıyordu. Katledilmesinden kısa süre önce kaleme aldığı “İmam Subay” yazısındaki şu uyarısı: “Tarikatlara alınan çocuklar 30 yıl sonra general olacak ve Cumhuriyet’e ayaklanacaklar” ne yazık ki 15 Temmuz’da Türkiye’nin karşısına en acı haliyle çıktı. 

Siyaset, ticaret ve tarikat üçgeninin devletin damarlarını nasıl tıkayacağını belgeleriyle kanıtladığı için Mumcu, karanlık odakların hedefi oldu.

 

Uğur Mumcu, Mustafa Kemal Atatürk’ün tam bağımsızlık ilkesini hayatının merkezine koymuş bir “Kalpaksız Kuvayı Milliyeci”ydi. Kendisini sosyalist olarak tanımlarken, Atatürk aydınlanmasının başarısızlığa uğraması hâlinde sosyal adaletin de mümkün olmayacağını bilecek kadar tarihsel bilinç sahibiydi. Faşizme, dinciliğe ve emperyalizme karşı verdiği mücadelede asla geri adım atmadı; halkın çıkarlarını her türlü “kutsal” etiketin üzerinde tuttu.

 

Dönemin yetkilileri tarafından verilen “namus borcu” sözleri, Karlı Sokak’ın karları gibi eriyip gitti. “Bir tuğla çekersek duvar yıkılır” diyenlerin korkusu, aslında gerçeğin altında kalma korkusuydu. Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı ve Turan Dursun gibi aydınların katledildiği o karanlık dönem, bugün hâlâ tam anlamıyla aydınlatılamamış bir yaradır. Faili meçhul cinayetlerin gölgesinde kalan bir düzende, demokrasi her zaman eksik kalmaya mahkûmdur.

 

Uğur Mumcu’nun mirası, sadece bir müzede sergilenen o “kırık gözlük” ve “keskin kalem” den ibaret değildir. Onun mirası; araştırmaktır, sorgulamaktır ve kalabalığın konforuna değil, gerçeğin haysiyetli yalnızlığına razı olmaktır. 

 

“Cesur bir kez, korkak bin kez ölür” sözü, onun için bir vecize değil, yaşadığı hayatın özetiydi.

 

Onu vuranlar şunu unuttular: Hakikat bombayla susturulamaz; o sadece daha derine kök salar. Bugün Uğur Mumcu’yu anmak, sadece adını yaşatmak değil; onun bıraktığı kalemin namusunu ve yurttaşlık bilincini diri tutmaktır.

 

Uğurlar olsun, ey kalpaksız Kuvayı Milliyeci! Senin o özgür sesin, karanlığa fener olmaya devam ediyor.

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI