.jpeg)
2025 yılının son gününde, soyadı gibi yüce gönüllü Çeşme’nin dişçisi, herkesin “Emin Abisi” olan Emin Yüce’yi son yolculuğuna uğurladık.
Emin Abi’nin bende yeri çok ayrıdır.
Bir yerden bir yere taşınanların en büyük sıkıntılarından biri; geldikleri yerdeki kuaförünü, dişçisini, fırınını, kasabını kolay kolay geride bırakamamasıdır. Çeşme’ye ilk geldiğim yıllarda çocuğum küçük olduğundan, diş sağlığımla ilgili bir sorun olduğunda İzmir’e gidip gelmek benim için oldukça yorucu ve zahmetliydi. Çeşme’de de birkaç diş hekimi denemiş olmama rağmen, o koltuğa kendimi rahatlıkla bırakabildiğim bir diş hekimine rast gelmemiştim.
Bir gün eşim,
“Selma, bizim iş merkezinde Emin Bey var. Üstelik senin hemşehrin. İstersen bir de onu dene,” dedi.
Kabul ettim.
Emin Abi’deki ilk randevumu hiç unutmuyorum. Saat 14.00’tü. O zamanlar yanında bir sekreteri vardı.
“Abla biraz bekle, Emin Abi birazdan çağırır,” dedi.
Derken Emin Abi çıktı içerden:
“Hemşehrim hoş geldin, bir iki dakika sonra alıyorum seni,” dedi.
Gerçekten de iki dakika sonra, çoğumuzun korkarak oturduğu o dişçi koltuğundaydım.
İçeri girdiğimde beni Emin Abi’nin kocaman gülümsemesi karşıladı. İçeriye sıcacık bir güneş vuruyordu. Arka fonda, eski zamanlardan kalma dantel örtülü radyoları hatırlatan nostaljik bir radyodan sanat müziği çalıyordu.
Bir an çocukluğuma döndüm sandım. İçimde tuhaf bir huzur, bir heyecan…
Sonra bana dönüp,
“Hemşehrim sana bir soru soracağım. Bilirsen bu ilk tanışma işlemimizden ücret almayacağım,” dedi.
“Olur mu öyle şey Emin Abi, sorun bakalım,” dedim.
“Bizim köyün en eski adı nedir?” diye sordu.
Ne sorduğunu hemen anlamıştım. Bu bizim oralarda hep espri konusu olan bir şeydi.
“Davgana,” dedim.
Nasıl çocukça bir sevinçle gülmüştü…
“Demek ki sen öz hakiki Davganalısın,” demişti.
Konya Beyşehir’e, Doğanbey’e, dedelere, lakaplara, dernek yemeklerine uzanan uzun bir muhabbete daldık.
“Hiç Doğanbeyliler Günü’ne gittin mi?” diye sordu.
“Gitmedim Emin Abi,” dedim.
“O zaman bir gün aileleri alır, arabalarımıza atlar gideriz,” dedi.
O sırada,
“Tamam hemşehrim, bugünlük dolgunu yaptım. Devamını bir dahaki randevuya,” dedi.
Ne zaman dolgu yapıldı, ne oldu, nasıl yapıldı; hiç fark etmedim bile.
İlk tanışmamız böyleydi.
Sonrasında diş ağrısı çeken herkese, hiç tereddütsüz Emin Abi’yi önerdim.
Gazeteci olduğumu öğrendikten sonra siyaset konuşmaya başladık. Faik Tütüncüoğlu döneminde meclis üyeliği yapmıştı. AK Parti’den belediye başkan aday adayı olmuş, bu dönemde de yine belediye meclis üyesiydi. Meclis toplantılarında dilek ve temenniler bölümünde Çeşme’yle ilgili görüşlerini her zaman o naif, beyefendi diliyle dile getirirdi. Siyasi görüşlerimi bilmesine rağmen, ne fanatiklik yaptığını ne de kırıcı bir dil kullandığını hiç görmedim.
Bir gün muayenehanede beklerken, hastalar arasında hararetli bir siyasi tartışma çıktı. Sesler yükseldi. Emin Abi koşarak geldi, durumu hemen anladı. Birine,
“Sen bir hava almaya çık,” dedi.
Diğerine de anlayış ve hoşgörü diledi.
Herkes Emin Abi’yi tanıdığı için sanki yaptığından pişman olmuştu. Dışarı çıkan hasta geri döndü, tartıştığı kişiden, bizlerden ve Emin Abi’den özür diledi. Emin Abi yine o gülümseyen yüzüyle,
“Hadi geç koltuğa, sana bir sakinleştirici yapalım,” deyince muayenehanedeki herkes gülmeye başladı.
İşini gerçekten severek yapan, marifetli elleriyle şifa dağıtan bir hekimdi. Kendisi gibi diş hekimi olan oğlu Ömer’le birlikte çalışmak ister, bize de hep,
“Onları yalnız bırakmayın,” diye tembih ederdi.
Ne yazık ki Emin Abi, taşıdığı o güzel kalbine yenik düştü. 2025 yılı son günü onu bizden aldı.
Belediye önünde oğlu Ömer’in de dediği gibi;
O iyi bir eş, iyi bir baba, iyi bir ağabey, iyi bir hekim, meslektaşları için iyi bir idol ve Çeşme’nin gerçek bir değeriydi. Ne yaşarsa yaşasın yüzünden tebessümü, kalbinden iyiliği eksik olmayan çok güzel bir insandı.
Emin Abi; adı gibi emin, soyadı gibi yüce gönüllü, Çeşme’de pek çok insanın hayatına dokunmuş, bu kentin “Emin Abisi”ydi.
Ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine sabır diliyorum.
Çeşme Emin Abi’sini
çok özleyecek…