21 Temmuz, Türkiye siyaset tarihine bir dönüm noktası olarak geçti. Özgür Özel'in Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılıp yeni bir yola çıkma kararı, bende yıllardır beklediğim bir kapının aralandığı hissini uyandırdı. Bu, sıradan bir parti içi kriz değil; halkın uzun zamandır içinde biriktirdiği umudun, artık bir isim ve bir irade bulmuş hâlidir.
Çünkü mesele hiçbir zaman tek başına Kemal Kılıçdaroğlu değildi; mesele halkın kendisine yeni bir lider araması, mevcut düzenden kurtulmak istemesiydi. Ama Kılıçdaroğlu'nun siyasi karnesi de bu meselenin tam ortasında duruyor. Genel başkanlığı döneminde art arda 13 seçim kaybeden bir isim, şimdi 14. kez kaybetti — bu sefer rakibi karşı parti değil, kendi partisiydi. Koca bir teşkilatı, il başkanlarını, belediye başkanlarını, milyonlarca CHP'liyi karşısına alıp bu denli kısa sürede küstürebilmiş bir liderlik anlayışının artık partiye bir şey verecek hâli kalmamıştı. Özgür Özel'in çıkışı, bu tükenmişliğin bir sonucu, aynı zamanda ondan bir çıkıştır.
Bir Vedanın Ardından Doğan Umut
Özel'in “vakti gelmiş bir vedanın hüznü” diyerek başladığı o kürsü konuşması, bana göre aslında bir vedadan çok bir başlangıcın ilanıydı. Saatler içinde yüz binlerce insanın CHP üyeliğinden istifa etmesi, tesadüf değildir. Bu, halkın “artık yeter” demesidir. Bu, bir partinin içine sinsice yerleştirilmiş, halkın iradesini sandıkta değil mahkeme kararlarıyla şekillendirmeye çalışan anlayışa karşı verilmiş toplu bir cevaptır.
Ben bu ülkede kırk yılı aşkın süredir hem burada hem Almanya'da iş hayatının, sivil toplumun, örgütlenmenin neye mal olduğunu gördüm. Bir toplumu bir arada tutan şey kurumlar kadar, o kurumlara duyulan güvendir. Kılıçdaroğlu'nun peş peşe kaybettiği seçimler, kaybedilen sadece sandıklar değil, kaybedilen güvendi. Özgür Özel'in bugün topladığı destek — milletvekilleri, il başkanları, sıradan yurttaşlar — gösteriyor ki halk bu güveni yeniden bir yerlere emanet etmek istiyor.
Neden Hayırlı Bir Yol
Bu yeni yolun hayırlı olacağına inanıyorum, çünkü ilk kez uzun zamandır bir siyasi hareket, tepeden değil taban tarafından şekilleniyor. İlk kamuoyu araştırmaları bile bu yeni oluşumun kısa sürede Türkiye'nin en büyük partisi olma potansiyeli taşıdığını gösteriyor. Bu sadece bir oy oranı meselesi değil; bu, senelerdir bastırılmış bir toplumsal enerjinin nihayet bir kanal bulmasıdır.
Elbette bu yolun önü hiç kolay olmayacak. Kılıçdaroğlu'nu bu koltukta tutmak isteyenler, şimdi ellerindeki her aracı — mahkemeleri, usul oyunlarını, belki de dokunulmazlık kaldırma girişimlerini — yeniden devreye sokacaklardır. Ama şunu iyi bilmeliler: mesele hiçbir zaman tek bir isim değildi. Özgür Özel'i siyasetten uzaklaştırmaya çalışsalar bile, bu mücadele bir başka evlat tarafından sürdürülecektir — tıpkı Ekrem İmamoğlu'nun, tıpkı Selahattin Demirtaş'ın yıllardır sürdürdüğü mücadele gibi. Halkın kendi geleceğine sahip çıkma iradesi, bir kişiyle başlayıp bir kişiyle bitmez.
Kurtuluşun Başlangıcı
Ben bu satırları, Çeşme'den, bu topraklara kırk yılı aşkın emek vermiş biri olarak yazıyorum. Bugüne kadar hep şunu gördüm: halklar, kendilerine gerçekten kulak veren bir sesi bulduklarında, önlerine çıkarılan her engeli aşmasını bilir. 21 Temmuz'da atılan bu adımın, 24 yıldır süregelen bu iktidar döneminin sonunun başlangıcı olacağına, Türkiye'nin demokratik yollarla kendi kaderine yeniden sahip çıkacağı bir sürecin ilk adımı olacağına yürekten inanıyorum. Bu, belki de Türkiye'nin kurtuluşunun başlangıcıdır. Ve bu kez, umudun adı bellidir: Özgür Özel ve arkasında birleşen milyonlarca yurttaş.