|
Tweet |
ObjektifÇeşmeHaber/ Selma Artar
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Çeşme İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen “Okullardaki ÇEDES Projesine Hayır” konulu panel, 19 Aralık 2024 Perşembe günü Çakabey Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Panele, CHP Çeşme İlçe Başkanı Sait Kavasoğulları, CHP Çeşme Kadın Kolları Başkanı Derya Atalan, CHP Çeşme Gençlik Kolları Başkanı Cenk Atlı, yönetim kurulu üyeleri, partililer, STK temsilcileri, meclis üyeleri ve Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Banu Ayhan katıldı. Panelde, proje kapsamındaki uygulamalar tartışılırken, eğitimde laiklik ve bilimselliğin korunması gerektiği vurgulandı. Katılımcılar, projeye karşı alınabilecek önlemler ve yapılması gereken çalışmalar üzerine görüşlerini paylaştı.

CHP Çeşme İlçe Başkanı Sait Kavasoğulları, ÇEDES projesine ilişkin sert eleştirilerde bulundu.
“Eğitim Diyanet’e Teslim Edilemez”
Kavasoğulları, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin laiklik karşıtı uygulamalarını eleştirerek, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in bu doğrultudaki politikalarının tehlikeli olduğunu belirtti. ÇEDES projesinin, küçük çocuklara “din eğitimi” adı altında psikolojik ve bilişsel zararlar vereceğini ifade eden Kavasoğulları, “Okullar manevi danışmana değil, öğretmene, laboratuvara ve sıcak yemeğe ihtiyaç duyuyor” dedi.
Kavasoğulları, çocukların dini eğitim almasına karşı olmadıklarını, ancak eğitimin Milli Eğitim bünyesindeki öğretmenler tarafından verilmesi gerektiğini belirtti. “Okulların tarikatlaştırılmasına karşıyız. Çocukların anne-baba izni olmadan protokollerle yönlendirilmesini asla kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.
Laik ve bilimsel eğitimin önemine dikkat çeken Kavasoğulları, “Gelecekte bizi kurtaracak olan din değil, bilimdir. Çocukların okul saatinde camiye götürülmesi ve eğitimlerinin aksatılması kabul edilemez. Milli Eğitim’i Diyanet’e teslim etme hevesindeler, buna izin vermeyeceğiz” dedi.
“Laik ve Bilimsel Eğitimden Vazgeçilemez”
Panelde konuşan CHP Çeşme İlçe Sekreteri Ayşe Kırındı, ÇEDES Projesi’nin eğitim sistemine yönelik ideolojik bir müdahale olduğunu savundu. Kırındı, “ÇEDES, çevre duyarlılığı ve değerler eğitimi gibi olumlu bir amaçla sunuluyor gibi görünse de, derinlemesine incelediğimizde eğitimi laik temellerden uzaklaştırmayı hedeflediğini görüyoruz. Bu proje, okullarımızı eğitim yuvası olmaktan çıkarıp ideolojik dayatmaların merkezi haline getirme riski taşıyor” ifadelerini kullandı.
Ayşe Kırındı, eğitimin temelinin laiklik ve bilimsellik olduğunu vurgulayarak, “Çocuklarımızın özgür bireyler olarak yetişmesini istiyoruz. Değerler eğitimi, ideolojik müdahalelerle değil, evrensel etik ilkelerle verilmelidir. Çeşme’nin çağdaş ve ilerici kimliği, bu projeyi reddetmemizi zorunlu kılıyor” dedi.
Kırındı, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Çocuklarımızın geleceği hepimizin ortak sorumluluğudur. Eğitimi ideolojik bir araç haline getirmeye çalışan bu tür projelere karşı duracağız. Çeşme’nin modern ve laik yapısını korumak için hep birlikte mücadele edeceğiz.”
“Okullara öğretmen yerine imam görevlendirilmesi kabul edilemez.”
CHP Kadın Kolları Başkanı Derya Atalan ise, “Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün okullara din görevlisi ataması, laik eğitim anlayışına ters düşmektedir. Eğitim anlayışının benimsediği değerler, çocuklarımızın zihinsel ve manevi gelişimleri için gereklidir. Okul içinde ve dışında dini içerikli etkinlikler düzenlenmesi doğru değildir. Milli eğitim kurumları, dini içerikli etkinliklerin veya faaliyetlerin yapıldığı yerler değil, bilim ışığında, pedagojik eğitim almış öğretmenlerin bilgi birikimiyle gelecek nesillere aktarım yaptığı yerler olmalıdır. Milyonlarca atanmayı bekleyen öğretmenimiz dururken, okullara öğretmen yerine imam görevlendirilmesi kabul edilemez. Bu projeyi kınıyoruz.”

“Alevi gençleri zorla dini ritüellere katılmaya zorlanıyor”
Pirsultan Abdal Derneği Çeşme Şube Başkanı Sedat Mutlu’nun konuşmasında;
Diyanet ve Milli Eğitim görevlilerinin pedagojik eğitimleri konusunda belirsizlikler olduğunu ve amaçlarının laiklik ve cumhuriyet değerleriyle çatışmak olduğunu belirtti. Bu çatışmanın sonucu olarak halka masum görünüp çeşitli projeler uyguladıklarını, ancak bu projelerin aslında Türkiye Cumhuriyeti’ni zayıflatmaya yönelik olduğunu vurguladı. Özellikle Alevi gençlere yönelik asimilasyon politikalarının ve zorunlu din derslerinin eğitim sistemine zarar verdiğini ifade etti.
Alevi gençlerinin zorla dini ritüellere katılmaya zorlandığını, büyük bütçelerle gerçekleştirilen projelerle inançlarından uzaklaştırıldıklarını söyledi. Bu süreçte örgütlenme eksikliği nedeniyle gençlerin kaybedildiğini belirtti. Mutlu, laik ve demokratik Türkiye için tüm toplumun bu projelere karşı birlikte mücadele etmesi gerektiğini vurguladı.
“Matematikte en son sıralarda yer alıyoruz.”
Emekli Öğretmen Necibe Albayrak ise;
“Türkiye’nin eğitim sisteminin matematikte en son sıralarda yer aldığını, çünkü öğrencilerin bilgiye erişiminin engellendiğini belirtti. Bilim ve teknoloji alanında ilerleyebilecek öğrencilerin yurt dışına gitmek zorunda kaldığını ve geri dönmediklerini söyledi. Eğitimin, korkutma ve dayatma yerine bilimsel merak uyandıran bir yaklaşımla şekillendirilmesi gerektiğini vurguladı. Velilerin çocuklarını doğru bir altyapı ile okula göndermeleri gerektiğini, ancak çoğu velinin bu düzene alıştığını ifade etti.”
“Atatürk karşıtı zihniyetler, dini yanlış bir şekilde öğretiyor”
Emekli Öğretmen Nurettin Başboğa, eğitimdeki laiklik ilkesinin korunmasının önemini vurgulamıştır. Güneydoğu’da görev yaptığı yıllarda, bazı imamların yetersiz eğitimle köylere yanlış bilgiler aktardığını gözlemlemiştir. Özellikle Atatürk karşıtı zihniyetlerin, dini yanlış bir şekilde öğrettiklerini ve bu durumun eğitimdeki eksikliklerden kaynaklandığını belirtmiştir. Eğitimde kaliteli hizmetin, toplumsal düzene katkı sağlamak için kritik olduğunu ifade etmiştir.
“Tevhidi Tedrisat Kanunu ile eğitim ve öğretimin laik ve bilimsel temellere dayandırıldı”
Disk Emekli Sen Çeşme Temsilcisi İbrahim Tuz ise eğitimin toplumun dönüşümündeki kritik rolü vurguladı ve şöyle devam etti;
“Mustafa Kemal Atatürk’ün “Eğitimdir ki bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı yüksek bir toplum halinde yaşatır ya da esaret ve sefalete terk eder.” sözüne atıfta bulunarak, eğitim ve öğretimin toplumun gelişimi için temel bir araç olduğu ifade edilmektedir.
1924 yılında kabul edilen Tevhidi Tedrisat Kanunu ile eğitim ve öğretimin laik ve bilimsel temellere dayandırıldığı, dini eğitim veren okulların kapatılarak karma eğitimin zorunlu hale getirildiği belirtilmektedir. Bu reformların, Türkiye’nin çağdaşlaşma sürecinde önemli bir adım olduğu vurgulanmaktadır.
Anayasamızın 24. ve 42. maddeleri ile Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 2. ve 10. maddelerinin, eğitim ve öğretimin Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı, laik ve bilimsel bir şekilde uygulanmasını emrettiği hatırlatılmaktadır. Bu bağlamda, Milli Eğitim Bakanı’nın anayasal yükümlülüklerini yerine getirmediği ve istifa etmesi gerektiği ifade edilmektedir.
“Veliler ÇEDES projesini kabul etmediklerine dair dilekçe versinler”
Emekli Öğretmen Nurettin Eroğlu ise;
Okullarda ÇEDES projesine karşı velileri bilgilendirme amacıyla yapmış oldukları çalışmalardan ve dilekçelerden bahsetti.
“Bireylerin karakter gelişiminde eğitim en temel unsurdur.”
Emekli öğretmen İbrahim BüyükSomalı, eğitim ve öğretimin toplumların kalkınmasında kritik bir rol oynadığını vurgulamıştır. 1974 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nden mezun olan Büyük, çeşitli liselerde tarih ve inkılap tarihi dersleri öğretmenliği yapmıştır. Eğitim ve öğretimin, bireylere karakter kazandıran ve onları çağdaş bir hale getiren en değerli unsurların başında geldiğini ifade etmiştir. Bu nedenle, eğitim ve öğretimin toplum hayatındaki yeri birinci sırada olmalıdır. Ayrıca, eğitimin temeli akıl ve bilime dayalıdır ve eğitimsiz bir toplum asla mutlu ve refah içinde olamaz, ekonomik yönden de kalkınamaz. Mustafa Kemal Atatürk’ün eğitim alanında yaptığı devrimlere de değinen Büyük, medreselerin dönemin gerisinde kaldığını ve işlevsiz olduğunu görerek, bu kurumları kapatıp yerine bilime, teknolojiye ve çağdaş uygarlığa dayalı yeni eğitim kurumları olan millet mekteplerini kurduğunu belirtmiştir. Eğitim, her şeyden önce gelir ve toplumun kalkınmasında, medeniyet yolunda ilerlemesinde, bireylerin karakter gelişiminde eğitim en temel unsurdur.

“Bu uygulama öğretmenlik mesleğini değersizleştiriyor”
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Çeşme Şube Başkanı Yasemin Ahilik, eğitimdeki laiklik ilkesine vurgu yaparak, imamların okullarda görevlendirilmesinin Anayasa’ya aykırı olduğunu belirtti. ÇYDD Çeşme Şube Başkanı Yasemin Ahilik, bu uygulamanın öğretmenlik mesleğini değersizleştirdiğini ve Atatürk’ün “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller” hedefini hiçe saydığını ifade etti. Ayrıca, sivil toplum kuruluşlarının daha birleşik hareket etmeleri gerektiğini vurgulayan Ahilik, birlikte daha güçlü bir ses olabileceklerini belirtti.
“1970’lerden günümüze eğitimdeki değişimleri ve tarikatların etkisini vurguladı.”
ADD Çeşme Şube Başkanı Deniz Ahilik ise yaptığı konuşmada, 1970’lerden günümüze eğitimdeki değişimleri ve tarikatların etkisini vurguladı. Köylerinde tarikatların, zeki çocukları seçip kendi ideolojilerine göre eğittiklerini ve bu durumun eğitimde fırsat eşitsizliğine yol açtığını belirtti. Eğitim sistemini güçlendirerek, köy çocuklarının kendi ayakları üzerinde durabileceği bir düzen kurmanın önemini ifade etti. Geçmişteki hatalardan ders alarak geleceği inşa etmenin gerekliliğini vurguladı.
CHP Çeşme İlçe Başkanı Sait Kavasoğulları, toplumun tüm kesimlerinin bu laiklik karşıtı proje hakkında bilinçlendirilmesi gerektiğini belirterek, panel sonunda konuşmacılara ve katılımcılara teşekkür etti.