Özellikle son dönemlerde Çeşme’nin kent yönetimi açısından kamucu anlayışın terk edilip, piyasacı bir anlayışla yönetildiğini defalarca yazdık, söyledik. Belediyecilik, arsa, imar ve gösteriye endeksli bir yaklaşıma dayanıyor.
Plajları, meydanları, sokakları bile ticari alana dönüşmüş bir kent söz konusu.
AKP ve MHP’li yerel aktörler sıkça Çeşme Belediye yönetimini sıkça eleştirmektedirler. Özellikle Çeşme Belediyesine ait arsaların satışı, belediye personelinin aşırı artışı ve adrese teslim ihaleler konusunda eleştiriler bazen AKP ve MHP İlçe Başkanlığı veya MHP’li meclis üyeleri tarafından dile getirilmektedir.
Bu onların hakları ve haklı oldukları bir tutum.
Ancak aynı muhalefet, kamu kaynakları ve hazine arazileri yağmasında iktidarın atakları konusunda sessiz kalmayı bırakın destekçiliği ihmal etmiyor. Belediye arsa satınca, “Çeşme satılık değildir”, Bakanlık satış ilanı verince, atıl bölgelerin değerlendirilmesi oluyor sanırım.
Son seçimde MHP’nin Belediye Başkan Adayı olan Esat Tanık, geçen gün, 12 ay turizmden söz etmiş ve bunun Çeşme Projesi ile gerçekleşebileceğinden dem vurmuş. Bu artık ideolojik bir yaklaşıma dönüştü maalesef. Bu şehrin beton ve nüfus kapasitesini sınırsız gören, ekolojik kapasiteyi dikkate almayan bir anlayış. İlla da bina olmayan her yeri satacağız ve turizmi 12 aya yayacağız, ısrarı.
Çağdaş dünyada turizm bu kadar da kutsanan bir sektör değil artık. İspanya, İtalya ve Avusturya gibi bazı ülkeler bu konuda çeşitli tedbirler bile alıyorlar. Bırakın sürekli inşaat yapılmasını, fazla turistin gelmesini bile istemiyorlar.
Bizde sanayi ve tarım gibi üretim sektörleri giderek gerilediği için, turizm kolay para kazanılan bir sektör gibi algılanmakta ve bacasız sanayi olarak görülmektedir. Turizm hiç de bacasız sanayi değildir. Sadece bu ideoloji ile şehre ve doğaya verdiği zararlar meşrulaştırılmaktadır.
Örneğin bu Pazar öğleden sonra İzmir Çeşme Otoyolu, Urla’dan itibaren kilitlendi. Pazar öğleden sonra İzmir’e ulaşmak yine saatler almaya başladı. Peki, Çeşme Projesi ile buradaki nüfusu üçe katlayınca, kaç otoyol daha yapacaksınız?
Yine Çeşme’deki yerel yönetim anlayışını eleştirirken, sosyal medyada, bir hemşerimiz şunları söylemiş. “Eskiden Çeşme’de 6 ay yabancı turiste hizmet verirdik, bu arkadaşların 30 yıldır yönettiği Çeşme’yi bu dönemde sadece yerli turiste mahkum ettiler bizi hem de 6 ay değil, 45 günlüğe.”
Hadi şimdi bu eleştiri üzerinde duralım biraz. Eskiden Çeşme’ye daha çok yabancı turist geliyor muydu? Kesinlikle evet. Ama bu yerel yönetimin CHP de veya AP de olmasına bağlı olarak değişmiyordu?
İkinci kritik soru da şu, otel olmadığı veya az olduğu için mi yabancı turist pek gelmiyor Çeşme’ye. İyi ama yabancı turistin en çok geldiği yıllarda, Çeşme’de Altın Yunus ve Turban Otel dışında çok az otel vardı. Otel az olduğu halde daha çok yabancı turist geliyordu.
Yabancı turist turları artık, neden eskisi gibi Çeşme’yi tercih etmiyor? Bu sorunun cevabı otel sayısında değil bence. Belediye ve Bakanlık sıkça katıldıkları uluslarası turizm fuarlarında, bazı araştırmalar ile bu soruya yanıt bulabilirler.
Aslına bakarsanız Çeşme’de iktidar ile muhalefet bu konuda, uzun zamandır benzer turizm ideolojine sahipler. Belediye, Alaçatı sahilindeki araziyi beş yıldızlı otel yapılmak üzere ihaleye çıkarırken de benzer gerekçeler öne sürmüştü. Nitelikli turist gelsin vs.
AKP’li ve MHP’li yerel siyasetçiler de kıyıların imara açılmasını ve meraların, ormanlık alanların satılmasını aynı gerekçe ile istiyorlar.
Çok otel ve çok tesis ile çok yabancı turist arasında piyasacı bir mantık ile bağlantı kuruyorlar.
Nitekim Kültür ve Turizm Bakanı ile CHP’li belediyeler kol kola Çeşme Projesi işbirliği yaparken, kimsenin aklına şu soru gelmiyordu. Bu Kültür ve Turizm Bakanlığı 25 yıldır, Çeşme’de kültür ve turizm için ne yapmış acaba? Benim gözümden kaçan kültür ve turizm yatırımları var mı Bakanlık tarafından gerçekleştirilen.
Yoksa Kültür ve Turizm Bakanlığı, Emlak ve İnşaat Bakanlığına mı dönüştü? Urfa’ya, Antep’e, Afyon’a Konya’ya gidince Kültür ve Turizm Bakanlığını hissediyoruz ama Çeşme’de neden hissetmiyoruz acaba?
Turist sadece otele mi gelir? Bakanlığın adı neden sadece “Turizm” değil de “Kültür” de var. Kültürel ve doğal değerleri koruma görevi bu bakanlığın kuruluş gerekçesinde olduğu halde, neden Aya Yorgi ve Aya Saranda koyu gibi çok önemli yerelr korunamadı? Neden 12 İyon kentinden biri olan Erythrai’ı Çeşme’de yok sayılır?
Değer deyince “kaç para eder” tarifi yapan bir yerel ve merkezi yönetim anlayışı var maalesef. Bu koşullarda Çeşme’yi Çeşme yapan değerleri korumak giderek zorlaşıyor.