Sanırım 7-8 yıl önceydi, Ildırı’da orkinos balık çiftlikleri için halkın katılımı toplantısı vardı. Ben de katılmıştım. Orada şirket yetkilileri ve Çevre İl Müdür yardımcısı ciddi tepkiler almıştı.
Onlara orkinosun açık deniz balığı olduğunu, sırf daha kolay ve daha karlı olduğu için kıyıya bu kadar yakın ruhsat verilmemesi gerektiğini anlatmıştık. Germiyan’daki taş ocakları davalarından da tanıdığımız için, Çevre İl Müdür Yardımcısına, “sen kamu görevlisisin ama şirket danışmanı gibi hareket ediyorsun” demiştim.
Gerçi sadece İzmir’de değil, ülkenin her yerinde Çevre ve Şehircilik İl müdürlükleri, çevre ve kamu yararı için değil, şirketlerin işlerini kolaylaştırmak için hareket ediyor. En çok onayladıkları evraklar, “ÇED Gerekli Değildir” evrakı maalesef.
Ildırılı balıkçılar deniz dibinde yaşamın bittiğini ve hatta floranın tamamen bozulduğunu anlattılar. Yani balıkçılık da tehdit altında dediler.
O zamandan beri kapasite artırarak standartlara uygun olmayan mesafede faaliyet gösteren orkinos çiftlikleri var ne yazık ki. Ondan mı bilinmez ama denizimiz eskisi kadar temiz değil, bazen yem artıkları, bazen yağlı bir tabaka ve bazen de köpükler içinde yüzüyor binlerce insan.
Geçen yıl en az bin adet orkinos cesedi karaya vurdu. Tam da bu çiftliğin bulunduğu yerin rüzgar yönündeki sahillere. Yani Ildırı’dan Ilıca’ya kadar çok sayıda orkinos cesetleri toplandı geçen yıl.
Bu yıl da yine aynı bölgede, Objektif Çeşme’den izleyebildiğim kadar en az 7-8 adet orkinos cesedi kıyılara vurdu. Şimdilik. Ama yine hiçbir açıklama yok. Bu sorunu sosyal medyada paylaşınca bölgedeki bazı tekne sahipleri, balıkçı ve yazlıkçıdan çeşitli yorumlar aldım.
Herkesin ortak görüşü son 3-4 yıldır denizin belirgin bir şekilde kirlendiği yönündeydi.
Demir Kaptan, “Kafeslerden salıyorlar onları, belki canlanırlar diye, çok panik yapmaya gerek yok” demiş. İyi de neden ölüyorlar. Deniz neden eskisinden daha kirli?
İbrahim Atalan, “benim tahminim çiftliklerde enfeksiyonkapmış veya ölmüş balıkları çiftliğin sağlığını korumak için, imha etmek yerine denize bırakıyorlar. Hastalıklı balık bir süre sonra ölüyor. Farkındaysanız, ölen balıklarda hiçbir tahribat yok. Yani hastalıklı olduğu için hiçbir balık tarafından yenmiyor.” İbrahim Atalan, belediye meclis üyesi, aslında bu konuyu Belediye Meclisinde gündeme getirebilir. Getirmesi gerekir.
Ender Karaca, “bunu her sene yaptıklarına göre, bir problem var.. bu ölü orkinosları işleyip kedi köpek maması yapsalar…” İyi de belli ki, zehirli ya da bakteri taşıdığı için imha ediliyor.
Benal Şengüder Tok, “Engin Bey iki senedir böyle. Ölen balıkları herhalde denize atıyorlar, halk olarak nereye başvurmamız gerekir…”
Bu kadar önemli bir sorun ama ses yok kurumlardan/yetkililerden. Arsa satmak, çeşmeyi satmak ve otel ruhsatı ile rezidans yapmak Çeşme’nin temel önceliği. Halk sağlığı, tarihi ve doğal çevreyi koruma kaygısı sadece “istemezükçüler” e kalmış gözüküyor.