Bugun...
SON DAKİKA

ALAÇATI’DA BİR BELEDİYE BAŞKANININ YARIM KALAN HİKÂYESİ

 Tarih: 26-09-2026 20:06:00
ÖMER ÖNAL

Nazım Aydoğdu’dan Remzi Özen dönemine uzanan bir Alaçatı hatırası

Bazı insanlar vardır; görevleri sona erse bile bıraktıkları izler kolay kolay silinmez. Bazı belediye başkanları ise yalnızca yaptıkları hizmetlerle değil, yaşadıkları hayatın ve yarım kalan hayallerin hikâyesiyle bir kentin hafızasında yer eder. Alaçatı’nın yakın tarihinde Nazım Aydoğdu’nun hikâyesi benim için böyle bir hikâyedir.1984 yılında yapılan yerel seçimlerde Milliyetçi Demokrasi Partisi’nden Nazım Aydoğdu, Alaçatı Belediye Başkanı seçildi. O yılların Alaçatı’sını bugünün imkânlarıyla değerlendirmek doğru olmaz. Belediyenin imkânları son derece sınırlıydı. Doğru dürüst bir çöp arabası, makam aracı ve yeterli hizmet araçları yoktu. Belediyede yaklaşık 30–35 personel görev yapıyordu.

Nazım Aydoğdu ise hareketli, çalışkan ve Alaçatı için bir şeyler yapma heyecanı taşıyan bir başkandı. Belediyenin imkânlarını artırmak, özellikle çöp hizmetlerinde kullanılacak araçları temin etmek için Avrupa’ya gitmeye karar verdi. Yanında arkadaşları da vardı. Amaçları Avrupa’daki belediyelerin kullandığı araçları görüp Alaçatı’nın ihtiyaçlarına uygun araçlar temin etmekti.Ne yazık ki hayat bazen insanın kurduğu cümleyi yarıda bırakır. Avrupa’da geçirdiği trafik kazası sonucunda Nazım Aydoğdu’yu kaybettik. Oysa onun yolculuğu hizmet için çıkılmış bir yolculuktu. Bir belediye başkanının, kendi kasabasının daha iyi şartlara kavuşması için çıktığı yol, ne yazık ki hayatının son yolculuğuna dönüştü.

Ben yıllar sonra bu olayı düşündüğümde hep aynı soruyu kendime sorarım: Bir insanın ömrü mü yarım kalır, yoksa yapmak istediği işler mi? Belki ikisi de… Fakat geride kalanlar için önemli olan, yarım kalan emeği ve niyeti unutmamaktır.

Nazım Aydoğdu’nun ardından yapılan ara seçimde Anavatan Partisi’nden merhum İsmet Sarı belediye başkanı seçildi. İsmet Sarı da halkla ve esnafla iç içe olan bir belediye başkanıydı. Esnafı gezer, vatandaşlarla konuşur, yapmak istediklerini anlatırdı. O da Alaçatı için güzel işler yapmak istiyordu.

Fakat Alaçatı’nın kaderi bir kez daha acı bir trafik kazasıyla değişti. İsmet Sarı, İzmir’den dönüşte arkadaşlarıyla birlikte geçirdiği trafik kazasının ardından uzun süre yaşam mücadelesi verdi ve ne yazık ki hayatını kaybetti. Böylece birkaç yıl içinde Alaçatı iki belediye başkanını da zamansız bir şekilde kaybetmiş oldu. Bir kasabanın hafızasında yalnızca binalar, sokaklar ve meydanlar yoktur. O sokaklarda hizmet etmek için yürüyen insanların ayak izleri de vardır. Nazım Aydoğdu ve İsmet Sarı’nın hikâyesi de Alaçatı’nın o görünmeyen hafızasının bir parçasıdır.1989 yılına geldiğimizde Alaçatı’da yeni bir dönem başladı. Sosyal demokrat aday Remzi Özen belediye başkanı seçildi. Remzi Özen, emekli vali ve kaymakam olarak görev yapmış, Başbakan Bülent Ecevit’in özel kalem müdürlüğünü üstlenmiş, devlet tecrübesi ve birikimi olan değerli bir büyüğümüzdü. Remzi Özen göreve gelir gelmez kolları sıvadı. Onun hedefi yalnızca belediyeyi yönetmek değildi. Alaçatı’nın tarihî kimliğini koruyarak gelişmesini ve dünyada tanınan bir kent olmasını istiyordu. Yıkılmış duvarlardan mezarlık duvarlarına, dar sokaklardan taş evlerin çevresine kadar birçok alanda düzenlemeler yapıldı. Sokaklar, Alaçatı’nın tarihî dokusuna uygun taşlarla yeniden düzenlendi. Ben de 1989 yılında belediye meclis üyesi seçildim. Meclisteki arkadaşlarımın takdiriyle belediye başkan vekilliği görevini üstlendim. Böylece Alaçatı’nın o dönüşüm yıllarına yalnızca bir vatandaş olarak değil, belediye yönetiminin içinde görev alan biri olarak da tanıklık ettim.

Bugün Alaçatı’nın taş sokaklarında yürürken insan ister istemez geçmişi düşünüyor. Bir kentin bugünkü görüntüsü, aslında dünün emeğinin sonucudur. Bugün korunması gereken tarihî taşlar, yalnızca taş değildir; onların altında insanların emeği, hayali, alın teri ve bazen de yarım kalmış hayatları vardır. Nazım Aydoğdu’nun Avrupa’ya gidişini bu yüzden yalnızca bir trafik kazasının hikâyesi olarak görmüyorum. O yolculuk, küçük imkânlarla büyük işler yapmaya çalışan bir belediye başkanının hikâyesidir. Bir kasabanın çöp arabasına bile ihtiyaç duyduğu yıllarda, daha iyisini aramak için yola çıkmanın hikâyesidir. Alaçatı bugün çok değişti. Gelişti, büyüdü, dünyaca tanınan bir yer haline geldi. Fakat benim için asıl mesele şudur: Bir kent büyürken hafızasını da yanında taşıyabiliyor mu? Çünkü şehirleri yalnızca taşlar ve binalar yaşatmaz. Şehirleri, o taşlara anlam veren insanlar yaşatır. Geçmişte Alaçatı için çalışanları hatırlamak, yalnızca bir vefa borcu değildir; geleceği doğru kurabilmenin de bir yoludur. Nazım Aydoğdu’nun yarım kalan yolculuğu bize belki de bunu anlatıyor: İnsan ölümlüdür, fakat iyi niyetle yapılan hizmetler ve kente bırakılan izler yaşayabilir. Yeter ki biz onları unutmayalım.

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI