Bugün babamdan kalan üç dönümlük toprağa gittim. Yanımda oğlum vardı. Yirmi yıl önce bu toprağa kendi ellerimle zeytin ağaçları dikmiştim. Yıllar boyunca ağaçlarıma baktım, büyümelerini izledim. Fakat zeytinleri hep tek tük oldu. İçimde yine de bir umut vardı; bir gün bu ağaçların dallarının zeytinle dolacağına inanıyordum.
Bugün o gün geldi.
Tarlaya adım attığımda otuz zeytin ağacımın her birinde yemyeşil zeytinleri gördüm. Bir ağaca baktım, sonra diğerine… Hepsinde meyve vardı. Sanki ağaçlar yıllardır içlerinde sakladıkları bir sırrı bugün bana açıklıyorlardı.
O anda yirmi yılın geçtiğini düşündüm. Yirmi yıl önce diktiğim küçücük fidanlar şimdi karşıma kocaman ağaçlar olarak çıkmış, dallarını zeytinlerle doldurmuştu. Sanki bana, “Bunca yıl sabrettin, bekledin; işte emeğinin karşılığı” diyorlardı.
Tarlanın ortasında kendimi tutamadım. İçimden büyük bir sevinç yükseldi ve yüksek sesle bağırdım:
“Tanrı bugün bize güldü! Şükürler olsun…”
Belki dışarıdan bakan biri ne yaptığımı anlamayabilirdi. Ama benim için o an çok başka bir anlam taşıyordu. Çünkü sadece zeytinleri görmüyordum. Yirmi yıllık emeğimi, sabrımı ve umudumu görüyordum. Babamdan kalan toprağın hâlâ bize bir şeyler söylediğini hissediyordum.
Oğlum yanımdaydı. Bir baba olarak, yıllar önce diktiğim ağaçların bugün oğlumun gözleri önünde meyve verdiğini görmek beni daha da duygulandırdı. Hayatın bir kuşaktan diğerine nasıl sessizce aktığını düşündüm. Toprak babamdan bana, ben de bu toprağın hikâyesini oğluma taşıyordum.
Bugün anladım ki insan bazen mutluluğu uzaklarda arıyor. Oysa mutluluk, yirmi yıl önce diktiği bir ağacın dalında saklı olabiliyor. Bir sabah gidip baktığınızda karşınıza yemyeşil zeytinler çıkıyor ve içinizde hiç beklemediğiniz bir huzur beliriyor.
Bugün bütün zeytin ağaçlarım bana gülümsüyordu. Ben de onlara baktım ve gülümsedim. Belki onlar beni yirmi yıl bekledi, belki ben onları. Ama bugün buluştuk.
Ve ben bir kez daha anladım ki sabırla dikilen hiçbir fidan boşuna değildir. Bazı ağaçlar meyvesini erken verir, bazıları ise sizi uzun yıllar bekletir. Ama günü geldiğinde, dallarını dolduran zeytinleriyle size sadece meyve değil, bir ömürlük ders verirler:
Sabret. Bekle. Toprağa güven…