|
Tweet |
Çeşme Turizm Projesi’nin revize edilen detaylarını değerlendiren Çeşme YarımadaÇevre Derneği (ÇEŞÇEP) Başkanı Ahmet Güler, projeden elde edilecek gelirin Kemeraltı’na harcanacağı yönündeki iddialara tepki gösterdi. Güler, “İzmir’deki sermaye çevrelerine rüşvet veriliyor. ‘Siz bizi destekleyin, biz de bu parayı Kemeraltı’na getirelim’ diyorlar. Neden bu projeyi Kemeraltı ile birbirine bağlıyorlar? Çeşme’nin malları satılacaksa Çeşme yararlanmalı” dedi.
Danıştay tarafından iptal edildikten sonra yeniden gündeme gelen Çeşme Turizm Projesi’nin revize edilen ilk detayları ortaya çıktı. Yeni planda yatak kapasitesi 100 binden 23 bin 905’e düşürülürken; golf sahaları, büyük etkinlik alanları, altyapı yatırımları ve deniz suyundan arıtma sistemi öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.
“Yüzünü göstermeyen yeni gelin gibi”
Proje detaylarına ilişkin açıklamalarda bulunan Çeşme Yarımada Çevre Derneği (ÇEŞÇEP) Başkanı Ahmet Güler, Çeşme’yi damada, Çeşme Turizm Projesi’ni ise yüzünü göstermeyen yeni geline benzeterek projenin belirsizliğine dikkat çekti.
Güler, “Damada gelin alacağız diyorlar ama kızın yüzünü gören yok. Peçeyi kaldıran yok” ifadelerini kullandı.
“Yine arsa satış projesi”
Ahmet Güler açıklamasında, “Henüz projeyi tüm detaylarıyla gören yok. Kamuoyu yalnızca bakanlık yetkililerinin yaptığı sunumlardan bilgi sahibi. Yuvarlak ifadeler kullanılıyor. 100 bin olan yatak kapasitesi 22 bine düşürülmüş. Bu, bir önceki projenin mini versiyonu. İstanbul-İzmir arasındaki hava koridorunun genişletileceği söyleniyor. Bunun projeyle ne ilgisi var? Öyle vaatler veriliyor ki mantıklı değil. Biz bu projeyi şartlı olarak destekliyoruz. Çeşme’nin mevcut altyapısı yenilenirse, kanalizasyon sistemi güçlendirilirse ve yerel yönetimlerle birlikte ortak bir planlama yapılırsa destek veririz. Ancak şu ana kadar aldığımız izlenim, bunun yine bir arsa satış projesi olduğu yönünde” dedi.
“Sermayeye rüşvet veriliyor”
Çeşme Turizm Projesi’nden elde edilecek gelirin Kemeraltı için kullanılacağı yönündeki iddialara değinen Güler, “Bizim dikkatimizi çeken konu, Çeşme Projesi’nden elde edilecek gelirin Kemeraltı için kullanılacak olması. Çeşme’nin arazisini satıp elde edilen geliri Çeşme yerine Kemeraltı’na harcayacaksınız. Çeşme’nin malları satılacaksa bundan Çeşme yararlanmalı. Bugün Çeşme’nin düzgün çalışan bir arıtma tesisi yok, kanalizasyonu ve altyapısı yetersiz. Sürekli betonlaşmanın mağdur ettiği Çeşme’de ne su ne de kanalizasyon altyapısı yeterli. Madem bu alanlar satılacak, neden gelir Kemeraltı’na harcansın? İzmir’deki sermaye çevrelerine rüşvet veriliyor. ‘Siz bizi destekleyin, biz de bu parayı Kemeraltı’na getirelim’ diyorlar. Devlet, Kemeraltı için gerekli kaynağı başka bütçelerden sağlayabilir. Neden bu projeyi Kemeraltı ile ilişkilendiriyorlar?” ifadelerini kullandı.
“Vatan haini yaftasını yapıştıranlar aynaya baksın”
Geçmişte kendilerine yöneltilen “vatan haini” ve “istemezükçü” eleştirilerine de yanıt veren Güler, “Çeşme için hazırlanan ilk rant projesine karşı çıktığımızda bize ‘vatan haini’ dediler. Mahkemeler ise bizim vatan haini olmadığımızı göstererek projeyi, ‘kamu yararı bulunmadığı ve çevrenin ağır zarar göreceği’ gerekçesiyle iptal etti. Şimdi aynı filmi yeniden sahneye koyuyorlar. Bizi ve projeyi iptal eden yargıyı ‘vatan haini’ ve ‘istemezükçü’ diye damgalamaya çalışıyorlar. Oysa vatan haini diye suçladıkları insanlar, yıllardır Çeşme’nin doğal yapısını, kıyılarını, ormanlarını ve suyunu korumak için karşılıksız mücadele eden yurttaşlardır. Bu yaftayı yapıştıranlar önce aynaya baksın” dedi.
Güler açıklamasını, “Biz projeyi mahkemeye taşıyarak durdurduk. Turizm projelerine karşı değiliz. Aksine, doğru planlanan turizm yatırımlarının hayata geçirilmesini isteriz. Ancak bu projenin yerel yönetimler ve halkın katılımıyla hazırlanmasını, ortak aklın ürünü olmasını istiyoruz. Mevcut haliyle eski projenin küçültülmüş bir versiyonu olduğunu düşünüyoruz” sözleriyle tamamladı.
(Ege’de Sonsöz)