Bazı siyasi sözler vardır. Kalıplaşmış sözler. Bunlardan ikisi ile Çeşme seçmeni geçtiğimiz hafta sınandı ne yazık ki!
“Falanca partinin kalesi”
“Odunu koysan seçilir”
Evet, Çeşme Belediye Başkanlığı için ilk günden beri yetersizliğini ortaya koyan bir başkan ile karanlık geleceğe yol almaktayız. Eğitimini ve kariyerini siyaset üzerine İstanbul’da kurgulayan mevcut belediye başkanı kent yönetiminde sınıfta kalmıştır.
Başkan Lal Denizli’nin Çeşme Belediye Başkan Adaylığı ile ilgili bir girişiminin olmadığı, Urla için bu yönde çaba sarf ettiği ve sürpriz bir şekilde Çeşme’den aday olduğu artık ayyuka çıkmış durumda. Kendisini Çeşme’de akrabalarından başka tanıyan seçmen yoktu seçim dönemine kadar. Ancak birden bire Mustafa Denizli’nin kızı olarak ortaya çıktı ve “Çeşme CHP’nin Kalesi” mantığıyla aday gösterildi. “Nasıl olsa seçimi CHP kazanacak, adayın kim olduğu önemli değil”düşüncesi resmen doğru çalıştı ve piyango aday belediyeye başkan oldu.
Oldu da ne oldu? Çeşme müteahhitlerinin diline düştü belediye. Yapılacak işlerde hep bir “kolayı” bulunduğu söylemleri halk arasında ayyuka çıktı. Tüm Çeşme halkıbelediyede işini görmenin “kolayını” biliyordu ama bir türlü başkan bilemiyordu.
Halbuki başkan o kadar da halk ile iç içe ki! Sürekli Pazar yerlerini geziyor, sanayi sitelerinde fink atıyor, halkı dinliyor ama bir türlü belediyede olan biteni duymuyor.
Dalyan’da kanalizasyon kokusu ve sivri sinek sorunu bitmiyormuş, Reisdere sağlık ocağı konteynırda hizmet vermeye çalışıyormuş, Çeşme’de turizm durma noktasına gelmiş, limana yanaşan gemilerden inen turistler tur şirketlerince başka ilçelere taşınıyor ancak Çeşme’ye uğramıyorlarmış, kira fiyatlarının yüksekliği sebebiyle ilçede memurlar ikamet edemez duruma gelmiş, zincir marketlerdeki fiyatlar ülke genelinde yine kendi marketlerinde uyguladıkları fiyatların en yüksek seviyesindeymiş, Ovacık domatesi ve kavunu ve hatta enginarı büyük kentlerimizin toptancı hallerinde ciddi fiyatlara satılırken buradaki üreticiyi koruyacak bir “Üretici Hal’e” ihtiyaç varmış, sanayi sitesinin utanılacak ilkel görüntüsü ve çalışma şartları (sanayi sitesinde lokanta yok, banka şubesi yok, hadi şubeyi geçtim ATM yok, tüm iş kolları ayrı ayrı alanlarda olmaları gerekirken aynı alanda ve iç içe geçmiş durumda, alan dar, büyümeye elverişli değil) ile turistlere hizmet veremez durumdaymış (yerli halk bile Urla Sanayii’ne gitmekte), Çeşme tarihi ülke genelinde anlatılamaz durumdaymış, Çeşme Kalesi tanınmıyormuş, Ildırı anlatılamıyormuş kime ne? Yaz yazabildiğin kadar. Çeşme Belediyesinde halk ile yüz yüze çalışan (temizlik görevlileri, park bahçeler personeli, halkı karşılayan banko personeli vb.) personelin özverisi olmasa burada bir yerel yönetim var mı yok mu belli olamayacak.
Hangi parti olursa olsun, başkanlık koltuğunu garanti gördüğü anda o koltuğun sorumluluk alanında sorunlar kısa sürede baş gösteriyor. Bir de o koltuğa sokak jargonu ile konuşan kişi başkan olarak oturursa…
Bir Çeşme’li olarak mevcut CHP Çeşme İlçe Başkanı Eda Tavaz’ı tanırım. Ancak bir Çeşme’li olarak Lal Denizli’nin sadece soyadını tanırım. Babasını Ali Sami Yen’de izlemiştim canlı canlı. Büyük Mustafa. O dönem ben de futbolcuydum, alt yapıdaydım ve maçlara gitmeyi çok severdim. O gün, o maçta Adana Demirspor’a 9 numaralı parçalı formayla fabrika tarafındaki kaleye hafızam beni yanıltmıyorsa ikinci ya da üçüncü Galatasaray golünü atmıştı. Skor mu? O gün maç 9-2 bitmişti. Tarihi bir maçı Ali Sami Yen’de izlemek nasip olmuştu. Evet ben soyadını tanırım Lal Başkanın. Ancak Eda Başkanın nasıl bir CHP’li olduğunu, Çeşme seçmenine seçim zamanı olmadığında da nasıl nüfuz etmeye çalıştığını hep gözlemledim. Ben MHP İlçe Sekreterliği yaptığım dönemde bile Eda Başkan parti içinde aktif görevli olmadığı halde belediyenin düzenlediği gezilere eve gelerek annemi ve arkadaşlarını alıp götürdüğünü bilirim. Annemden ve arkadaşlarından oy alamayacağını bildiği halde Çeşme’de yaşlı kim varsa evlerinden alır, geziye katılmalarını sağlar ve evlerine bırakırdı. Her yerde gönül verdiği partisini ortaya koyar ve iletişimden kaçınmazdı.
Lal Denizli’mi? “Seçilmiş” kişi, seçildiği partide mücadele etmek yerine, Atatürk’ün kurduğu partiyi terk etmiş durumda.
Atatürk’ün kurduğu partiye burada küçük bir parantez açayım. 1960 ihtilali sonrası Başbuğ Alparslan Türkeş 1969 yılında Milliyetçi Hareket Partisi’ni kurmuş ve sonrasında da “27 Mayıs ve Gerçekler” kitabını yazmıştı. Bu kitapta parti kurma sebebini açıklamıştı.
“Eğer CHP, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu parti olarak günümüze ulaşsaydı, ben parti kurma gereği duymazdım”.
Evet aslında CHP Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yoldan gitmeyi çoktan bırakmıştı.
Neyse, biz konumuza geri dönelim.
Eda Başkan Belediye Meclisinde söz hakkı olmadığı halde sesini duyurmaya çalışmış olabilir. Bu yanlış veya doğru, burada gözler Lal Denizli üzerinde. Bakın, çıkan ulusal haberlerde Eda Tavaz adını hiç görmedik. Lal Denizli ile CHP Çeşme İlçe Başkanı arasında geçen diyalog haber oldu. Yani haber değeri taşıyan kişinin “Lal Denizli” olduğunu bilmek herhalde siyaset bilimi üzerine eğitim almış bir kişi için hiç de zor olmasa gerek. Lal Denizli burada yaptığı sokak Jargonu tercihiyle Çeşme’nin marka değerine zarar verdiği gibi bir yandan da kifayetsiz kalışını sergilemiş oldu. Siyaset üzerine alınan bir eğitimin nasıl heba olduğunu hepimize gösterdi. İşgal ettiği makam kıvrak zekanın her türlü saldırıyı yenerek ve tüm olayları lehine çevirerek ortaya çıkması gereken bir makam ancak bunu sergileyecek bir başkan ile karşı karşıya olmadığımızı şahit olduğumuz üslupla öğrendik.
Yazının başlığı yanlış anlaşılmasın, ben Lal Denizli başkanı tanımıyorum. Kişiliğine atfen bir başlık değil, siyasi yanlışlığı ortaya koymak üzere dilimize yerleşmiş bir deyime (odunu koysan seçilir) atıf sadece. Bu günlerde CHP seçmeni bunu çok acı bir tecrübeyle anladı diye düşünüyorum. İzmir’den gösterdikleri adayın kim olacağı konusunda hiçbir özenli çalışma içerisine girmedikleri birkaç gün önce ortaya çıktı.
Artık öyle ceketle, odunla falan seçim kazanma dönemleri geçti. Seçmenin gözü açıldı. Seçmen başkanı pazar yerinde değil sorunların başında iş bitirirken görmek istiyor. Öyle “ağız yiyecek” sokak jargonlu başkanlara bu milletin karnı tok.