Çeşme Kavunu diye bir ürün var. Çeşme’ye ait, Çeşme’ye özgü. Dolayısıyla da buna dayanarak “coğrafi işaret” de alındı. Ama Çeşme derken, bugünkü sınırları düşünmemek lazım.1950’lere kadar, Batı Urla köyleri de Çeşme idi. Coğrafi olarak, halen de öyle.
Bundan 30-40 yıl öncesine kadar Çeşme adıyla anılan ürünler arasında Çeşme kavunu, Çeşme limonu, Çeşme anasonu ve Çeşme soğanı sayılırdı. İzmir’in Üçkuyular ve Eşrefpaşapazarlarında tezgahlarda “Çeşme soğanı” yazısı olurdu. Artık yok.
Anason da yok gibi, Çiftlikte sadece bir üretici inatla ve tutkuyla sürdürüyor anasonu. Çeşme anasonu için de coğrafi işaret almak isteyen Büyükşehir Tarımsal Hizmetler Müdürlüğünün çabalarına, literatür desteği vermiştim epeyce. Ancak o henüz sonuçlanmadı sanırım. Anasonu sürdürmek de bir hayli zor ayrıca. Özel tutku ve özel destekle olabilir ancak.
Ovacık’ta her yıl Çeşme kavunu ve Sakız koyunu temalı bir festival yapılır. Bu yılda yapıldı. Orada kavun yarışması da yapıldı. Dokuz on yıl önce bu yarışmada jüri üyeliği de yapmıştım. Ayrıca Çeşme kavunu hakkında kısa bir konuşma da istenmişti benden.
Aradan uzun zaman geçti. Şimdi orada anlattıklarım üzerinden bir değerlendirme yapayım yine.
“Kavun değil ki, koklayıp da alasın” denir ya, Çeşme kavunu bu tarife uymaz. Kokusu yoktur çünkü. Yine kavuniçi rengi var ya, o renk de Çeşme kavunun içinin rengi değildir.
Dengeli bir tadı vardır Çeşme kavunun. Öyle bal gibi diye tarif edilmez.
Başka yerlerde denendi defalarca. Ödemiş, Manisa vs. Ama olmadı. Büyüdü fakat tadı aynı değildi. Dedik ya, Çeşmeli kavun. Başka yere uyum sağlamıyor. Buranın toprağı, havası, suyu ve güneşi olacak illa ki.
Uzunca bir süredir Çeşme ve köylerinde, Batı Urla köylerinde üretiliyor kavun. En fazla öne çıkan yer Ovacık. Nohutalanı da özellikle Çeşme İzmir karayolunda pazarlamak üzere epeyce kavun üretir.
Ancak, işin içine ticaret girince, bazen hile de oluyor. Nohutalan yolunda daha Çeşme kavunu çıkmadan Kırkağaç kavunları satılmaya başlar. Çünkü Kırkağaç kavunu, Çeşme kavunundan önce çıkar. Peki, burada hile nerede derseniz, Kırkağaç kavunu satmakta değil, müşteriye, bu kavun Çeşme kavunu demekte.
Bölgemizde nüfus heterojenleşti artık. Her bölgeden insan yaşıyor buralarda. Bazıları da memleketinden getirdiği kavun çekirdeklerini üretiyor. Buna engel olmak mümkün değil. Kırkağaç, Ankara veya Doğu illerinden kavun türleri ekilmeye başlandı.
Bu da Çeşme kavununu belli ölçüde, melezleştiriyor. Çünkü yakın mesafedeki kavun tarlaları arasında çalışan arılar, tozlamayı farklı kavunlarla yapabiliyor. Bazen bu melez kavunlar da tatlı olabilir ama orijinalliği etkiliyor ister istemez.
Mesela pazarlarda veya yollarda satılan kabuğu düz olmayan/kabartılı kavunlar, Çeşme kavunun orijinal hali değildir. Kırıkağaç kavunu kabuğu damarlı olur ama Çeşme kavunu daha düz kabuğa sahiptir.
Kavunu alırken renk de önemli şüphesiz. Bir de ağırlığa dikkat edeceksiniz. Ağır olacak ki, çekirdek yatağı dar ama etli kısmı geniş olacak.
Sonra gelenekte, Çeşme kavunu, rakı, kopanisti peyniri vardır, onu deneyin. Yok, kopanisti ağır geldi diyorsanız, kelle peyniri de tercih edebilirsiniz.