Bugun...
SON DAKİKA

GEDİZ YAKTI, YANINA KAR KALDI

 Tarih: 19-08-2026 12:32:00
ENGİN ÖNEN

Geçen yıl bu zamanlarda, benim bunca yıl görmediğim büyüklükte ve şiddette bir yangın yaşadı bölgemiz. Ildırı’da Gediz’e ait trafolardan ve kopuk kablolardan iki üç gün tekrar eden yangın, kontrol altına alındı ama sonuncusunda kontrol altına alınamaz hale geldi ve Ildırı’dan başlayıp Alaçatı sahiline kadar bütün bölgeyi yaktı. 

Makilikler, ormanlar, zeytinlikler, arı kovanları, tavuk kümesleri, yabani hayvanlar can verdi.

İzmir Valisi ve İzmir İtfaiyesi, yangının elektrik kaçağından çıktığını açıkladı. Yani yıllardır yenilenmeyen ve bakımsızlıktan kablolarının bile yerlerde süründüğü elektrik hatları bu felaketin sebebi idi. 

Geliyorum diyen bir felaketti. Denetimden muaf elektrik şirketi, yangın sırasında kopuk telleri tamir etmeye ve delilleri ortadan kaldırmaya başladı. Ancak arkadaşımız Selma Artar, Ildırı köyünden elde ettiği görüntüleri servis etti defalarca. Bu nedenle kablolar yenilense de  belgeler karartılamazdı. Ildırı’dan bazı arkadaşlarımız da olayın canlı tanığıydı zaten. 

Kaymakam geldi, Belediye Başkanları geldi iktidar ve muhalefet siyasetçileri geldi. Takipçisiyiz, her türlü yardımı yapacağız. İşte bildiğiniz hikaye. 

Köylülerin ciddi maddi zararı oluştu. Uzun yıllarca emekle oluşmuş zeytinliklerin bir kısmı kül oldu bir kısmı birkaç yıl kendini toparlayamayacak hale geldi. Meralar, ormanlar ve yabani hayat doğrudan etkilendi. 

Biz gelen yetkililere hem derdimizi anlattık hem de desteklerini istedik. Köylüler dava konusunda zorlanır, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanına, siz hukuki destek verin dedim. Tamam, hocam hukukçu arkadaşlar ve Baro ile görüşeyim bunun için dedi. Ama sonuç, sıfır. 

Meralar tümden yandığı için, dede mesleğini sürdüren çobanlara yem desteği için, Büyükşehir yönetiminden ve bürokratlarından bu konuda destek olmalarını talep ettim kişisel ilişkilerime dayanarak. Hepsi tamam dedi. Yine arkadaşımız Selma Artar, dağlardaki çobanlarla röportajlar yaptı, duyarlılık oluşturmak için.

Yetkilileri arayıp, ısrar edince, gönderdik ya dediler. Araştırdım, meğer yangından zarar görmeyen Reisdere’ye bir tır yem götürmüşler. 

Jandarma ve Belediye kimin kaç ağacı yandı ve diğer zararlarla ilgili listeler oluşturdu. Ama ucu açık ve belirsiz bir işlemdi bu. Germiyan ve Ildırı’daki köylülerin maddi zararlarının tazmini ve hukuk mücadelesi için Çeşme’deki avukat arkadaşların bazılarından destek önerisi geldi. Biz davaları gönüllü olarak üstleniriz diye.

Buna bağlı olarak da önce Germiyan ve sonra da Ildırı’da mağdurlarla toplantılar yaptık. Her ikisinde de başından sonuna kadar oradaydım. 

Avukat arkadaşlar, mağdur olanlara, açacakları tazminat davasında gönüllü olarak yardım edeceklerini defalarca açıkladılar. Yani bir kuruş avukatlık ücreti istemiyoruz ama her davada bir dosya masrafı vardır ve bu davada ayrıca bilirkişi ücreti olacak diye. Toplantıya katılan herkes bunun tanığıdır zaten.

Germiyan ve Ildırı’dan üç beş kişi bu işe girişmeye karar vermişti. Daha sonra arkası gelmedi. Görüştüm bazı arkadaşlarla, bakın devlet size yardım etse bile malınızın değerini ödemez. Dava açarsanız bilirkişi raporuna göre tazminat alırsınız diye. Bu kadar ağacı ve ormanları yakanın yanına kar kalmasın diyordum.

Bazıları, Gediz şirketinin arkasında devlet var, bu davadan bir şey çıkmaz dedi. Bazıları Bakanlığın yapacağı yardıma razı oldu. Bazı akrabalarım, biz hissedarız, diğer hissedarlar katılmaz dedi, bazıları da dosya ve bilirkişi masrafını göze alamadı.

O zaman yapacak bir şey yoktu. Avukat arkadaşlara, ormanlar ve makilik alanlar için ben dava açamaz mıyım dedim, hayır kişisel maddi zararın olmadığı için hakim bu davayı kabul etmez dediler. 

Ardından bari Savcılığa suç duyurusunda bulunalım, soruşturma açarsa, oradan yürürüz dedik. Çünkü belediyeler ve diğer kurumların niyeti belliydi. Üstünü örtelim gitsin. Bir süre sonra unutulur. 

Yine aynı avukat arkadaşlarımızın dilekçe ve rehberlik desteği ile Çeşme Cumhuriyet Savcılığına gittik. Sanırım 35-40 kişi kadardık. İzmir Baro Başkanı da bizlere destek için gelmişti. Her birimiz ayrı ayrı suç duyurusunda bulunduk. 

Aynı şey İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına da yapılmıştı. Geçen gün İzmir Başsavcılığı yeterli delil yok deyip, takipsizlik kararı aldı. 

Çeşme Cumhuriyet Savcılığı ise başvurumuz bir yılı geçtiği halde halen bir karar vermedi. Bu konuda delil ne olur, yangının çıktığı yerde tanıklar varsa, ifadeleri olur. Ama kimseyi ifadeye çağıran olmadı. Ancak daha resmi delil İzmir İtfaiye raporudur ve İzmir Valisinin olay zamanı kamuoyuna yaptığı açıklamalardır. 

Somut delillerin hepsi, yangının Gediz’in ihmali sonucunda çıktığını gösteriyor. Ancak birçok şirket suçunda olduğu gibi devletin kurumları ile belediyeler, suçların yapanın yanına kar kalması yönünde irade ortaya koyuyorlar. 

Gönüllü avukat arkadaşlarımız halen gönüllü olarak Çeşme Cumhuriyet savcılığında bizim dilekçelerimizin takibini yapıyorlar. Kendilerine kamucu anlayışları ve özverilerinden dolayı teşekkür ederiz. 

Bazen başaramıyoruz bütün çabalarımıza rağmen ama ben şahsen elimizden geleni yaptık diye düşünüyorum, yapmayanların sorumluluğu onlara ait.  

 

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI