Bugun...
SON DAKİKA

Anneler Günü: Çiçeklerin Örtemediği Gerçek

 Tarih: 09-05-2026 09:39:00
ESEN GÖKTOĞAN

Anneler Günü her yıl aynı cümlelerle gelir: “Anne en yüce varlıktır”, “annelik kutsaldır”, “annelerin hakkı ödenmez…” Bu sözler kulağa sıcak gelebilir ancak çoğu zaman devasa bir gerçeğin üzerini örten bir perde görevi görür. Çünkü “kutsal annelik” söylemi, kadını yüceltirken aynı anda onu dar bir role hapseder; kadını yalnızca “anne” kimliği üzerinden tanımlayarak onun emeğini, bireyliğini ve özgürlüğünü görünmez kılar. Oysa gerçek hayat bu kadar parlak ve pürüzsüz değildir. Birçok kadın için annelik; sabahın erken saatlerinden geceye kadar süren, adı konmamış, karşılıksız ve çoğu zaman değersiz sayılan bitmeyen bir mesai demektir.

Toplumun ikiyüzlü bakış açısı burada iyice belirginleşir: Evde çocuk büyüten kadın “çalışmıyor” sayılırken, iş hayatında olan kadın hem dışarının hem evin yükünü tek başına taşımaya mahkûm edilir. Toplum ondan aynı anda hem “iyi anne”, hem “iyi eş”, hem de “başarılı çalışan” olmasını bekler; ancak onun yorgunluğu, sıkışmışlığı ve kendi hayatına dair kurduğu hayaller çoğu zaman sorulmaz bile. “Kutsal annelik” söylemi tam da bu noktada devreye girerek, kadına yüklenen ağır sorumlulukları bir “fedakârlık hikâyesi” olarak sunar. Böylece sorgulanması gereken eşitsizlikler, kutsallaştırılarak görünmez hale getirilir.

Oysa annelik bir kutsallık değil, toplumsal bir gerçektir ve bu gerçek, içinde bulunduğumuz düzenle doğrudan ilgilidir. Yoksulluğu en çok anneler hisseder, işsizlik dalgası önce onların omzuna biner. Eğitim, sağlık ve bakım hizmetleri kamusal olmaktan çıkarıldıkça, devletin ve toplumun üstlenmesi gereken tüm sorumluluklar evin içine, kadının hayatına taşınır. Bir çocuğun beslenmesi veya eğitimi, sistemin değil annenin “vicdan meselesi” haline getirilir. Ve sonra o kadına, yılda bir gün bir çiçek verilip geçiştirilir.

Ancak bazı anneler için bu gün bir kutlama değil, bir yüzleşmedir. Evladını kaybetmiş, adalet arayan veya geçim derdiyle geleceksizliğe hapsedilmiş annelerin hayatı reklamlardaki gibi değildir. Bu yüzden Anneler Günü’nü yalnızca duygusal bir gün olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Bu gün; kadının neden bu kadar sıkıştığını ve neden sürekli kendi hayatını ikinci plana atmak zorunda bırakıldığını sorgulama günüdür. Gerçek bir anlam, ancak kadınların birey olarak var olabildiği ve emeklerinin güvenceye kavuştuğu bir düzende mümkün olur. Unutulmamalıdır ki; bir toplumda annelerin durumu o toplumun aynasıdır ve o aynada gördüğümüz şey sadece sevgi değil, aynı zamanda büyük bir eşitsizliktir. Bu düzen değişmeden anneler, anneler özgürleşmeden de toplum gerçekten özgür olamaz.

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI