Bugun...
SON DAKİKA

MASHKİM

 Tarih: 02-10-2026 14:41:00  -   Güncelleme: 02-10-2026 14:43:00
UFUK CANKAYA

Yazımızın başında tarihsel bir uzaklığa doğru yol alalım mı? Hani şöyle milattan önceye falan doğru. MÖ 4000 - 3000 yılları arasına, tarihte bilinen ilk hakemlik makamına bir yolculuk yapalım. 

Evet, tarihte bilinen ilk hakemlik makamına Sümerler döneminde rastlıyoruz. Sümerler bu makama “Mashkim” demişler. İki tarafın sözünü dinleyen ve iki tarafa da tarafsızlık ilkesi ile yaklaşım göstererek aralarındaki uyuşmazlığa doğru bir yol bulmaya çalışan kimse. Mashkim. 

Bu makam medeniyetler boyu yetkin kişilerce toplum önünde varlığını sürdürerek MÖ 900 yıllarına kadar gelmiştir. MÖ 980-940 yılları arasında Kral Süleyman bu makamın yetkin kişisi olarak tarihteki yerini alır ve hakem kimliğiyle bilinen ilk isim olur. Hatta meşhur bir de kıssa vardır Kral Süleyman ile ilgili. Bu kıssa tarihte “Bebek Vakası” olarak geçer. Kısaca değinelim.

“Kral Süleyman zamanı bir evde iki kadın birlikte yaşarlarmış. Evde başka yaşayan yokmuş. Bir zaman sonra ikisi de aynı vakitte birer erkek çocuk dünyaya getirmişler. Bebeklerini büyütmeye başlamışlar ancak bir gece kadınlardan biri uykusunda bebeğinin üzerine farkında olmadan kapanmış ve bebeğinin ölümüne sebep olmuş. Uyandığında her şey için artık çok geç olduğunu fark etmiş ve kendince bir hile yaparak diğer kadının sağ çocuğunu almış, kadının koynuna da kendi ölü çocuğunu bırakmış. Daha sonra uyanan diğer anne ölü çocuk ile karşılaşmış ancak koynunda ölü yatanın kendi çocuğu olmadığını da hemen anlamış fakat diğer anne yaptığı hileden dönmüyor ve sağ olan çocuğun kendisine ait olduğunu iddia ediyormuş. Hiçbir şahit ve delil olmayan bu konuyu hakemlik yapması için Kral Süleyman’a taşımışlar. Durum karşısında Kral Süleyman hemen hükmünü vermiş ve bir kılıç istemiş.  

‘Çocuğu ortadan ikiye ayıralım, yarısını bir anneye diğer yarısını da diğer anneye verelim ve bu işi eşitlikle çözelim’ demiş. 

Çocuğun gerçek annesi bu hüküm karşısında ileri atılarak:

‘Ben davamdan vaz geçtim, çocuğu bu kadına verin, yeter ki çocuk yaşasın’ demiş. 

Kral Süleyman yaptığı bu zekice hamle ile gerçek anneyi ortaya çıkarmış ve şahidi olmayan bir olayı çözmeyi başarmış.”

Antik Yunan’a geldiğimizde de hakemlik makamı ile karşılaşıyoruz. Hatta birçok savaş bu makamın kararına duyulan saygı ile başlamadan sona ermiştir. 

Yine Arap Yarımadasında toplum önünde itibar gören kişilerin hakemliklerinin ön plana çıktığını görüyoruz. Yine bu döneme damgasını vuran en önemli hakem Hz. Muhammed’dir. Özellikle Kabe’nin yapımı sırasında ortaya çıkan Hacerülesved taşının yeri konusundaki tartışmayı Hz. Muhammed zekasını kullanarak çözmüştür.   

Günümüzde de hakemlik hukuksal anlamda kesin karar veren hakimlik makamı şekline evrilmiştir. Kesin karar dememin sebebi, artık toplumların yazılı anayasaları ve her alanda yazılı kanunlarının olmasıdır. Bu kanunların ihlal edilmesi halinde uygulanacak ceza maddeleri de kişilerin öğrenim hayatları boyunca açık bir şekilde topluma benimsetilmektedir. 

Günümüzde hakimlerden ayrı olarak bir de hakemler var. Onlar da özellikle çağımızda çok sevilen spor müsabakalarında karar verici konumundadırlar. 

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en sevilen ve takip edilen spor futboldur. Dünya çapında güzide kulüplerimiz ile hem kendi ülkemizde hem de dünya arenasında mücadele eden takımlarımızın maçlarını dördü saha içerisinde üçü de ekran başında olmak üzere toplam yedi hakem yönetir. Ülkemizin her ilçesinde futbol takımları vardır ve bu takımlar çeşitli amatör ya da profesyonel liglerde mücadele gösterirler. İşte bu yüzden de ülkemizde her il ve ilçede hakemlerimiz vardır. Hakemlik müessesesi öyle sıradan bir kurum değildir. Eskiden yaşı geçmiş futbolcular, vakti bol doktorlar ve özellikle askeri personeller hobi amaçlı bu makamı işgal ederlerdi. Artık durum öyle değil. Özellikle futbol hakemliği kazancı gayet iyi olan bir meslek durumunda. Sürekli eğitimler, dünya çapında seminerler ile ciddi bir meslek futbol hakemliği. 

Birkaç gün önce Spor Polisi bu hakemlerimizin başkanını göz altına aldı. Çünkü futbol, tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de çok büyük bir ekonomiye sahip. Futbol ekonomisinin büyüklüğüne son yıllarda bir de bahis organizasyonlarının yarattığı ekonomi eklendi ve mertlik bozuldu. Nasıl mı?

Mesela ben eski bir futbolcu ve iyi bir Galatasaray taraftarı olarak son yıllarda futbol maçlarını izlerken gözüme sürekli hakem hataları takılmaya başladı. Ancak bu hatalar öyle boyutta ki, sadece bir takımın lehine ya da aleyhine olmuyor. Her takım bu hakem hataları sayesinde haksız sonuçlar ile sınanıyor. Hiçbir futbol kulübü hakem kararlarından memnun değil. Çünkü son günlerde yaşanan olaylar ve gözaltılar ile gördük ki hakemler ve o hakemleri yönetenler bahis sitelerinde fink atmışlar. Milyonlarca lira para transferi tespit edilmiş bazı hakemlerin hesaplarında. Mesela ben son yıllarda seyrettiğim müsabakalar içerisinde Yasin Kol denilen hakemin yönettiği hiçbir maçtan keyif almadım. Hangi maçı yönetirse yönetsin, Galatasaray’ın da canını yaktı, Fenerbahçe’nin de Beşiktaş’ın da ve diğer takımlarında. Gördük ki o da gözaltında. Hem de hesaplarında çok ciddi para trafiği iddia edilerek gözaltına alınmış. 

Toplumları yönetme konusunda bilinen bir yöntem de kitlelerin haberi olmadan zihinlerin rasyonel kısmına değil bilinçaltına hükmetmektir. Bunun için sinema filmleri, televizyon dizileri, yarışma programları ve özellikle futbol yoğun biçimde kullanılır. Günümüzde futbol, toplumları yönetmenin önemli unsurlarından biridir. Büyük bir endüstridir. Bize karşı kullanılır, bizi uyutur, zihnimiziuyuşturur ve hepimizin topluca aynı noktaya bakmasını sağlar.İhtiyacımız olmayan ürünleri satın alarak bizim için hiçbir getirisi olmayan fikirler üretiriz. Akşam yemeğinde ne tüketeceğimize karar veremezken tuttuğumuz takımın sol kanadında hangi iki isim oynamalı anında karar veririz. Çünkü artık bizler erk sahibini bakmamızı istediği yere bakmaktayız. 

Bu durumu şöyle açıklayabiliriz: Toplum alışkanlıklarının bilinçli bir şekilde manipülasyonu günümüzde uygulanan demokrasinin vazgeçilmez unsurudur. Bizler kısacık hayatımızı kandırılarak, uyuyarak ve farkında olmak istemeyerek geçirmeye programlanmış dünya varlıklarıyız. Bizi bu dünya da uyandırmak isteyen ulu önderimiz Mustafa Kemal’in izinden gitmedikçe de insan olmak yerine dünya varlıkları olarak kalmaya devam edeceğiz.

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI