|
Tweet |
İzmir Gazeteciler Cemiyeti, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü nedeniyle yayımladığı mesajda, gerçeğin izini süren gazetecilerin baskı, sansür, ekonomik kıskaca alınma ve yargı yoluyla susturulma girişimleriyle karşı karşıya kalmaya devam ettiğini vurguladı.
İzmir Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu imzasıyla yapılan açıklamada şu görüşlere yer verildi:
“3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü ne yazık ki bu yıl da ağırlaşan sorunların gölgesinde karşılıyoruz. Gerçeğin izini süren gazeteciler; baskı, sansür, ekonomik kıskaca alınma ve yargı yoluyla susturulma girişimleriyle karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Halkın haber alma hakkını savunmak, bugün her zamankinden daha zor ama bir o kadar da hayati bir anlam taşımaktadır.
Kamu adına denetleme görevini yerine getiren basın emekçilerine yönelik gözaltılar, tutuklamalar, davalar ve hedef göstermeler yalnızca gazetecileri değil, toplumun tamamını susturmaya yöneliktir. Çünkü özgür basının olmadığı bir yerde gerçeklerin yerini karanlık alır, herkes esir olur.
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün yayımladığı 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye’nin dört basamak daha gerileyerek 163’üncü sıraya düşmesi, içinde bulunduğumuz tabloyu açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu gerileme; basın özgürlüğü alanında yaşanan yapısal sorunların derinleştiğini ve ifade özgürlüğünün giderek daraldığını göstermektedir.
Bugün Türkiye’de basın özgürlüğü alanında yaşananlar yalnızca sayılarla ifade edilemeyecek kadar ciddi bir soruna işaret etmektedir. Medya sahipliğinin tekelleşmesi, ekonomik baskılar ve oto sansür mekanizmaları gazeteciliğin kamusal niteliğini zayıflatmaktadır. Ancak tüm bu olumsuz tabloya rağmen, hakikatin peşinden gitmekten vazgeçmeyen gazeteciler var oldukça umut da var olmaya devam edecektir.
İzmir Gazeteciler Cemiyeti olarak; basın ve ifade özgürlüğünün evrensel değerler çerçevesinde güvence altına alındığı, gazetecilerin özgürce çalışabildiği bir ülke için mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz. Meslektaşlarımızın yalnız olmadığını biliyor, dayanışmanın gücüne inanıyoruz.
Basın özgürlüğü yalnızca gazetecilerin değil, halkın özgürlüğüdür.”