Halkın parasıyla yapılan yol, yine halka pahalıya satılıyor…
Aylardır söylüyorduk. 12 Şubat 2025’te Çeşme’de, 28 Mart 2025’te de Urla’da, Yarımada’nın tüm Kent Konseylerini bir araya getirip “İzmir-Çeşme Otobanı Özelleştirilemez” dedik. Haziran-Temmuz’da Çeşme Belediye Meydanı’nda esnafla, emekçiyle bu uyarıyı tekrarladık: Otoyol özelleştirilirse geçiş ücreti 53 TL’den 365 TL’ye çıkabilir, Yarımada turizmi ve bölge ekonomisi doğrudan zarar görür dedik. Bunu tahmin olarak söylemedik; sektör temsilcilerinin hesaplarına, hukukçuların uyarılarına, meclis üyelerinin bütçe verilerine dayandırdık.
Türkiye’de ilk ve tek tepki biziydik
Açıkça söylemeliyiz: Bu özelleştirmeye karşı Türkiye’de sokağa çıkan ilk, 2025 boyunca da tek sivil toplum hareketi biziydik. O gün bizim dışımızda hiçbir kent konseyi, meslek örgütü ya da siyasi çevre karşı çıkmadı. Bütün Türkiye’yi uyardık, ama kayda geçen eylem sayısı bir elin parmaklarını geçmedi. Şimdi karar çıkıp iş bittikten sonra herkes tepki gösteriyor. Aylar önce sessiz kalıp kararname çıktıktan sonra yükselen bu tepki, tartışılmayı hak ediyor.
Karar çıktı, ertesi gün Resmî Gazete’de
4 Eylül 2026’da 11750 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı çıktı, ertesi gün 33361 sayılı Resmî Gazete’de yürürlüğe girdi. Biz tehlikeyi aylar önce haber verirken, karar sessizce hazırlanıp imzaya hazır bekletiliyormuş.
Kararın kapsamı küçük değil: 2 Boğaz köprüsü, 8 otoyol ve 2 çevre otoyolu olmak üzere 12 ana ulaşım varlığı 30 yıllığına özelleştirme programına alındı.
İzmir-Çeşme Otoyolu aslında yeni değil; 2010/88 sayılı kararla zaten programa alınmıştı. 15 yıl sonra bu karar, iki boğaz köprüsünü de kapsayan çok daha büyük bir paketle hayata geçiriliyor. Yarımada’nın tek girişi artık soyut bir tehdit değil, somut bir takvime bağlandı.
“Halkın parasıyla yapıldı, yine halka satılıyor”
Bu otoyol halkın vergisiyle yapıldı; bir süre sonra ücretsiz olacağı söylenmişti. Şimdi geçiş ücreti 53 TL’den 365 TL’ye çıkabiliyor. Bu bir zam değil, bölgenin erişimini fiilen ortadan kaldırmaktır.
Meclis üyesi Onur Saatli’nin hatırlattığı gibi, 2026 bütçesinde sadece faiz ödemesi için 2,7 trilyon TL ayrılmış; varlık satışı bu açığı kapatmıyor, yükü halka devrediyor. Çeşme Seyahat Başkanı Erkan Barbun’un hesabına göre araç başına yıllık maliyet 25 bin TL’yi aşacak, 41 araçlık filoda toplam maliyet 1 milyon TL’yi geçecek. Bu yük er ya da geç yolcu biletlerine yansıyacak.
Uyarı değil, artık mücadele zamanı
Aylar süren uyarılarımız bir kenara bırakıldı; karar, kamuoyuna ya da yerel yönetimlere sorulmadan yürürlüğe girdi. Avukat Şehrazat Mercan’ın belirttiği gibi hukuki yollar değerlendirilmeye devam edecek. Çeşme Kent Konseyi ve ÇEŞÇEP olarak Yarımada Kent Konseyleriyle dayanışmamızı büyütecek, itiraz sürecini sürdüreceğiz.
Ulaşım bir haktır, ayrıcalık değil. Halkın parasıyla yapılan bir yol, otuz yıllığına özel şirketlere devredilip yeniden ve daha pahalıya satılamaz.
Uyardık, dinlemediler. Şimdi sıra, bu kararı geri aldırmak için her demokratik ve hukuki yolu sonuna kadar kullanmakta.