Bugun...

Çeşme’de Reges'ten Marriott'a: Halkın Kumsalı Nasıl 54 Kişinin Bahçesi Oldu?

 Tarih: 17-07-2026 11:45:00
Dr. AHMET GÜLER

11 Temmuz günü Çeşme'de bir "lansman" yapıldı. DJ kabininde ünlü bir isim, davetlilere gastronomi ikramları, beyazlar içinde poz veren yöneticiler, arkada palmiyeler ve yeni bitmiş bloklar... Tanıtılan şey bir otel değildi. Bir zamanlar Çeşme'nin en iddialı otellerinden biri olan Reges'in yerine inşa edilen, 54 dairelik "Marriott Residences Çeşme" projesiydi.

Görüntüye bakan biri için bu sadece bir emlak lansmanı. Ama olayın arka planını bilen biri için tablo çok daha rahatsız edici: turizm ruhsatıyla, "otel yapacağım" denilerek alınan imar hakları, birkaç yıl içinde sessizce konuta çevrilmiş; halkın kullanımına açık olması gereken bir sahil şeridi, elli dört seçkin dairenin özel bahçesine dönüşmüştür.

Nasıl oldu?

Süreç aslında hiç de gizli değildi, sadece göz önünde cereyan etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi 12 Eylül 2025 tarihinde, Çeşme Sakarya Mahallesi 5547 ada 1 parsel ile Boyalık Mahallesi 210 ada 17 parseldeki mevcut "Turistik Tesis Alanı" kararını kaldırıp "Ticaret + Turizm Alanı (TİCT)" olarak değiştiren bir plan değişikliğini oybirliğiyle kabul etti. Teklifi hazırlayan, otelin sahibi görünen Reges Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ydi.

Derneğimiz ÇEŞÇEP, bu değişikliğe hem yazılı hem hukuki yoldan itiraz etti. Gerekçelerimiz basitti: kıyı boyunca kesintisiz kamusal erişim güvence altına alınmıyordu; su ve altyapı krizi yaşayan bir ilçede yoğunluk daha da artırılıyordu; ulaşım, otopark ve turizm etki raporları dosyada yoktu; ve en önemlisi, otel fonksiyonunun kaldırılması fiilen bağımsız bölüm satışının kapısını açıyordu. Ekim ayında plan askıya çıktı, itirazlar geldi — dernek, komşu site yönetimi, çevredeki vatandaşlar. Ama 12 Aralık 2025'te İmar ve Bayındırlık Komisyonu bütün itirazları oybirliğiyle reddetti, karar meclisten oy çokluğuyla geçti.

Plan notunda ilginç bir ayrıntı vardı: "konut kullanımı yer alamaz" ibaresi metinden çıkarılmış, yerine "turizm fonksiyonu kapsamında kısa süreli kiralama yapılabilen rezidans tipi konaklama birimleri yapılabilir" ifadesi konmuştu. Yani kağıt üzerinde hâlâ "turizm". Ama saha ziyaretinde görülen tablo başka bir şey söylüyor: 54 bağımsız daire, kendi lansmanıyla, kendi satış ekibiyle, "yatırım potansiyeli" vurgusuyla pazarlanan bir konut projesi.

Bu neden önemli?

Çünkü Reges tek örnek değil. Son yıllarda benzer yöntemle Çeşme'de otuza yakın otel rezidansa çevrildi — Fenerburnu, Ayasaran, Ardıç, Paşalimanı gibi bölgeler bu şekilde adım adım "rezidans çöplüğüne" döndü. Her yeni dönüşüm bir öncekini emsal gösteriyor, her emsal bir sonrakinin önünü açıyor. Bugün onayı bekleyen yüzlerce otel-ruhsatlı-ama-fiilen-rezidans yapı var; bu karar onlar için de hukuki bir dayanak oluşturacak.

Sonuç: Çeşme'nin kaliteli yatak kapasitesi eriyor, buna karşılık esnafın ve turizm çalışanının geçim kaynağı daralıyor. Turizm ekonomisi mevsimlik ve kitlesel değil, süreklilik isteyen bir ekonomidir; bir otel konuta döndüğünde geriye kalan sadece birkaç ay kullanılan, geri kalan zaman kapalı duran bir bina ve o binanın önündeki kamusal kıyının fiilen özelleşmesidir.

Kimin çıkarına?

Sürecin bir de mülkiyet ve siyaset boyutu var. Basına yansıyan haberlere göre otelin ticari sicil kaydındaki tek görünen ortak Fatih Aydın; geçmiş ortaklar arasında Azerbaycan uyruklu isimler yer alıyor ve otelin uluslararası bir soruşturma raporunda adı geçen bir aileyle ilişkilendirildiği iddia ediliyor. Karar meclisten geçerken CHP grubu içinde de tartışma yaşandığı, bazı meclis üyelerinin çekince koyduğu, büyükşehir belediye başkanının bizzat telefonla ikna girişiminde bulunduğu haberlere yansıdı. Bunlar tek başına kararın hukuka aykırı olduğunu göstermez, ama "kamu yararı" gerekçesinin ne kadar zorlama olduğunu gösterir.

Ne istiyoruz?

Çeşme'nin ihtiyacı yeni rezidans değil, nitelikli, uluslararası standartta, gerçekten turizme hizmet eden otellerdir. Bir binanın "otel" ruhsatıyla yükselip birkaç yıl sonra sessizce "konut"a dönüşmesi, sadece bir imar teknikliği değil; halkın ortak malı olan kıyıyı, birkaç yatırımcının özel mülküne çeviren bir yöntemdir. Biz ÇEŞÇEP olarak bu yöntemin her tekrarında aynı itirazı yapmaya, gerektiğinde yargı yoluna gitmeye devam edeceğiz. Çünkü emsal bir kez oluştuğunda geri alınması çok daha zor olur — ve Çeşme'nin kumsalları, elli dört kişinin değil, herkesin.

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI