Bugun...
SON DAKİKA

PORT ALAÇATI’DA İHALE DÖNEMİ

 Tarih: 14-05-2026 21:33:00
ENGİN ÖNEN

Belki de iş işten geçti bile, aynen Alaçatı’nın geleneksel meydanının kiraya verilmesi gibi. Şu sıra Port Alaçatı alanında yer alan ve mülkiyeti Belediyeye ait olan Port Alaçatı Otel’in on yıllık kiralama süresi şu sıra doluyor. 

On yıl önce bugünlerde, Port Alaçatı yöneticilerinin kurduğu bir şirketin, tek talip olduğu bir ihalede on yıllığına kiraya verilmişti. Tek şirket ihaleye katılmış ve 320 bin TL’ye ihaleye çıkan otel, 321 bin TL’ye kiraya verilmişti. Bu ihale bir gazeteci tarafından kayda alınmış ve yayınlanmıştı. 

Şimdi o süre doldu. Bakalım kaç şirket ihaleye katılacak ve kaç liraya kiraya verilecek? Ya da belki de verildi. Her şey kapalı kapılar ardında gerçekleştiği için yurttaşların bunlardan haberi olmuyor. Ayrıca, belediye mallarının neredeyse tamamı belediye şirketlerine devredildiği için, belediye meclisine de başvurmak zorunluluğu olmuyor. Gerçi olsa ne olur, o da ayrı mesele. 

Çeşme top yekûn bir saldırı altında. Bakanlık da belediye de kamudan ziyade, piyasaya göre hareket ediyor. Düşünsenize meydanın bile kiralık olduğu bir şehirden söz ediyoruz. Bu nedenle slogan, “Alaçatı, Paraçatı” olarak dile geliyor. 

Çeşme’de kıyı kanunları işlemez, sit kanunları ihtiyaca göre yenilenir, dağ olarak önceden alınan dağlar bile arsaya dönüşüverir. Kıyı işgalleri ve rezidans yağması, Çeşme’nin en önemli tehditlerinden biri. 

Ama Port Alaçatı, Çeşme’nin hem kara kutusu hem de kara deliği. Bu projeyi anlamadan Çeşme’deki yağmayı ve siyasi yozlaşmayı anlamak mümkün değil.

Doksanlı yıllarda, Belediye yönetiminde iyi niyetle düşünülmüş bir proje imiş Port Alaçatı. Dönemin Belediye Başkanı Remzi Özen’den dinlemiştim. Alaçatı’da tütüne dayalı tarım sona ermiş ama onu yerine henüz başka bir sektör oluşmamıştı.

Bu dönüşüm, tarımdan turizme geçiş arayışını ifade ediyordu. Turizme geçilecekti. Butik oteller, küçük restoranlar, pansiyonlar vs aracılığıyla yerli halk, tekrar geçimini sağlayacak işlere sahip olacaklardı. 

Bu yerel kalkınma projesi için, bazı özel mülkler kamulaştırıldığı gibi, Belediye Başkanının bizzat dönemin Başbakanı Süleyman Demirel ile görüşmeleri sonucunda ciddi miktarda hazine arazileri de bağışlanmıştı. 

Araya yıllar girdi. Yatırımcılar arandı bulundu, değişiklikler oldu vs. Belediye payı düşük tutuldu ama yerel halk yerine başka sermaye grupları devreye girdi. Böylece, yerel kalkınma projesi olarak başlayan proje, “elit gettosu” olarak sonuçlandı. Belediye hissedar oldu ama yönetim başka kişilerin eline geçti. 

Belediye başkanları zaman zaman yönetim kurulu başkanı oldu bazıları şirket hissedarı oldu süreç içinde. Ama yerel halk sınırlı miktarda da olsa, ancak güvenlikçi ve bahçıvan olarak yer alabildi projede.

Siyasetçi ve müteahhit ilişkileri başat hale geldi. Parti yöneticileri, belediye başkanları, milletvekillerinin uğrak yeri oldu, Port Alaçatı. İhale alan milletvekilleri ve parti yöneticileri de oldu, belediye başkanlarının misafir ağırladığı yer de oldu. Nereden nereye…

Belediye mülkü olan Port Alaçatı Oteli’ne ek olarak bazı villalar, gecekondu fiyatına satıldı. Hatta şirket ortakları bile bazı satışların rayiç bedel üzerinden yapılmasına itiraz edip, sorunu mahkemeye bile taşımıştı.

Port Alaçatı, bir kara kutu, buradaki siyasetçi beton sermayesi ilişkileri çözülmeden Çeşme’nin kent yönetimi anlaşılmaz. 

Port Alaçatı, bir kara delik, çünkü ciddi kamu zararı üretmektedir. Hazine arazilerinin özelleştirilmesinden, Belediye mülklerinin kullanma ve elden çıkarılma şekli düşünüldüğünde, nelerin kaybolduğu anlaşılabilir. 

Önümüzdeki günlerde Port Alaçatı Otel bakalım kime/kimlere kaç paraya kiraya verilecek ya da verildi? Hangi özel şartlarla verildi? Kim bilir kaç Alaçatılı veya Çeşmeli bununla ilgilenecek? 

 

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI